Torricelli Teoremi
Torricelli Teoremi: Akışkanların Boşalma Hızı ve Bernoulli Denkleminin Özel Bir Hâli
Bir kabın yan duvarında veya tabanında açılmış küçük bir delikten dışarı fışkıran sıvının hızı, o deliğin üzerindeki sıvı yüksekliğine bağlı olarak belirli bir değerde ortaya çıkar. Tankın üst yüzeyinden başlayıp delikten dışarıya uzanan akış yolu boyunca, sıvının sahip olduğu potansiyel enerji adım adım kinetik enerjiye dönüştürülür ve bu dönüşümün sonucunda boşalma hızı (efflux velocity) için son derece sade bir bağıntı elde edilir. Evangelista Torricelli’nin 1643 yılında ortaya koyduğu bu bağıntı, akışkanlar mekaniğinin en zarif sonuçlarından biri olarak kabul edilmekte; serbest düşen bir cismin hareketiyle bir delikten fışkıran sıvının hareketi arasında beklenmedik bir özdeşlik kurmaktadır.
Bu sonuç, yalnızca tarihsel bir merak konusu değildir. Baraj savaklarının, dozaj sistemlerinin, su saatlerinin (clepsydra), akış ölçüm cihazlarının ve sayısız endüstriyel boşaltma sürecinin temelinde aynı bağıntı yer almaktadır. Aşağıda bu teoremin Bernoulli denkleminden nasıl türetildiği, hangi varsayımlara dayandığı, gerçek akışlarda hangi düzeltmelerle birlikte kullanıldığı ve güncel araştırmalarda nasıl ele alındığı incelenmektedir.
Temel Kavramlar ve İşleyiş
Torricelli teoremi, sıkıştırılamaz ve sürtünmesiz (ideal) bir akışkanın, açık bir kabın duvarındaki küçük bir delikten dışarı çıkış hızını, deliğin üzerindeki sıvı sütununun yüksekliğine bağlar. Yüzeyi atmosfere açık, derinliğinde sıvı bulunduran bir tankta, delikten çıkan sıvının hızı şu ifadeyle verilir:
Burada boşalma hızı, yerçekimi ivmesi ve delik merkezinin sıvı serbest yüzeyine olan düşey uzaklığıdır. Bu ifadenin en dikkat çekici özelliği, sıvının yoğunluğunu () içermemesidir; su, yağ veya cıva, aynı yükseklik altında ideal koşullarda aynı hızla dışarı çıkar.[1] Bu durum, hızın doğrudan yerçekimi alanında düşmekte olan bir cismin kazandığı hızla aynı olmasından kaynaklanır.
Bernoulli Denkleminden Türetim
Torricelli teoremi, Bernoulli denkleminin özel bir hâli olarak elde edilir.[2] Sıkıştırılamaz, viskozitesi ihmal edilebilir bir akışkan için, tek bir akım çizgisi boyunca toplam mekanik enerjinin korunduğunu ifade eden Bernoulli denklemi şöyle yazılır:
Bu denklem, tankın serbest yüzeyindeki bir nokta (1) ile delikten çıkış noktası (2) arasında uygulanır. Serbest yüzeyde ve delik çıkışında basınç, atmosfer basıncına () eşittir; bu nedenle iki taraftaki basınç terimleri birbirini götürür. Tankın kesit alanı deliğin kesit alanından çok büyük olduğundan, serbest yüzeyin alçalma hızı ihmal edilebilir kabul edilir (). Yükseklik farkı olarak tanımlandığında, denklem şu sadeleşmiş biçime indirgenir:
Her iki taraf ile sadeleştirildiğinde, yoğunluğun denklemden çekilmesiyle birlikte boşalma hızı için Torricelli ifadesi elde edilir:
Bu türetimin enerji yorumu çarpıcıdır: serbest yüzeyden ayrılan küçük bir kütle dilimi için kaybedilen yerçekimi potansiyel enerjisi , delikten fışkıran aynı kütlenin kazandığı kinetik enerji ile tam olarak eşleşmektedir.[3] Tankın tamamen farklı iki noktasında, biri durağan diğeri hareketli iki sıvı dilimi arasında kurulan bu enerji köprüsünün, tek bir basit kareköklü ifadeye indirgenmesi, akışın altında yatan düzenin sadeliğine işaret etmektedir.
Boşalma Hızının Yataydaki Menzili
Delik tankın yan duvarında, zeminden belirli bir yüksekliğinde açılmışsa, dışarı fışkıran sıvı eğik atış hareketine benzer bir yörünge izler. Çıkış anında hız yalnızca yatay bileşene sahiptir; sonrasında sıvı parçacığı serbest düşüş kinematiğine uyar. Deliğin zeminden yüksekliği ise, sıvının zemine ulaşma süresi ifadesiyle bulunur. Yatay menzil ise hız ile bu sürenin çarpımıdır:
Bu ifade incelendiğinde dikkat çekici bir simetri ortaya çıkar: yüzeyin altındaki derinlik ile zeminden yükseklik çarpımının maksimum olduğu konum, deliğin sıvı sütununun tam ortasında bulunduğu noktadır. Bu konumda menzil, toplam sıvı yüksekliğine eşit olur ve maksimum değerine ulaşır.[4] Üst ve alt yüzeylerden eşit uzaklıkta açılmış iki ayrı delik ise zeminde aynı noktaya ulaşan iki ayrı sıvı jeti oluşturur. Bu örüntü, tek bir kareköklü bağıntının içine gizlenmiş geometrik bir düzenin doğrudan gözlemlenebilir bir tezahürüdür.
Örnek: 3 metre derinlikteki bir delikten boşalma hızı
Açık bir su deposunda, serbest yüzeyin 3 metre altında açılmış küçük bir delikten çıkan suyun ideal hızı şu şekilde hesaplanır:
Bu değer, aynı yükseklikten serbest düşen bir su damlasının zemine çarparken kazanacağı hızla birebir aynıdır. Sonucun büyüklük mertebesi, 3 metrelik bir sütunun yarattığı basınç farkının ne denli güçlü bir hızlanma sağladığını göstermektedir: yaklaşık saatte 27 km’lik bir hız, yalnızca üç metrelik bir su yüksekliğinden elde edilmektedir.
Örnek: Yatay menzilin maksimum olduğu konum
Yüksekliği olan bir su deposunda, zeminden yüksekliğinde açılan deliğin menzili ile verilir; burada olduğundan:
Bu ifadenin değişkenine göre türevi sıfıra eşitlendiğinde, menzilin maksimum değerini aldığı konum olarak bulunur. Bu konumda menzil:
Maksimum yatay menzilin tam olarak toplam sıvı yüksekliğine eşit çıkması, eğik atışta 45°’lik açının optimal olmasıyla örtüşen bir sonuçtur. İki ayrı fiziksel olgunun — basınç kaynaklı çıkış hızı ile yerçekimsel düşüş süresinin — birbirini bu denli düzenli biçimde dengelemesi, akışın matematiksel yapısındaki tertibi açığa çıkarmaktadır.
Tankın Boşalma Süresi
Boşalma hızı yüzey yüksekliğine bağlı olduğundan, su seviyesi alçaldıkça çıkış hızı da azalır; dolayısıyla boşalma düzgün (sabit hızlı) değildir.[5] Kesit alanı olan silindirik bir tankın, alanı olan tabandaki delikten boşalmasını betimlemek için kütle korunumu kullanılır. Tanktaki sıvı hacminin azalma hızı, delikten çıkan debiye eşit olmalıdır:
Değişkenlerine ayrılarak integre edilen bu diferansiyel denklemin çözümü, su yüksekliğinin zamanla nasıl değiştiğini verir:
Başlangıç yüksekliği ’dan sıfıra inene kadar geçen toplam boşalma süresi ise şu ifadeyle bulunur:[6]
Bu sonuç, su saatlerinin (clepsydra) çalışma ilkesinin temelini oluşturur. Yüksekliğin zamanla parabolik biçimde azalması, sabit aralıklı bir zaman ölçümü için kabın özel bir geometriyle düzenlenmesini gerektirir; bu da boşalma sürecinin altında yatan matematiksel düzenin doğrudan teknolojik bir uygulamasıdır.
Güncel Araştırmalardan Bulgular
Torricelli teoremi, dört yüzyıllık geçmişine rağmen güncel akademik incelemelerin konusu olmaya devam etmektedir. D’Alessio’nun European Journal of Physics dergisinde yayımlanan çalışmasında, teoremin temelindeki kararlı akış (steady flow) varsayımının bir yaklaşım olduğu vurgulanmaktadır; gerçekte akış kararsızdır ve bu yaklaşım yalnızca tankın yavaş boşaldığı, yani serbest yüzeyin ivmesinin yerçekimi ivmesinden çok küçük kaldığı durumlarda geçerlidir.[7] Aynı çalışmada, silindirik tankların yanı sıra konik ve huni biçimli kapların boşalma dinamiği de incelenmiş; kap geometrisinin boşalma süresini belirleyen kritik bir değişken olduğu gösterilmiştir.
Teorinin deneysel doğrulamasıyla ilgili önemli bir tarihsel ayrıntı, 1738’de Daniel Bernoulli tarafından ortaya konmuştur. Teorik tahminlerle gözlemlenen boşalma davranışı arasındaki tutarsızlık, delikten çıkan sıvı jetinin kesitinin deliğin kesitinden daha küçük bir değere büzülmesiyle (vena contracta) açıklanmaktadır.[8] Modern deneyler bu açıklamayı doğrulamakta; çıkış hızının Torricelli yasası tarafından son derece isabetli biçimde öngörüldüğünü, herhangi bir “hız düzeltmesine” gerek kalmadığını ortaya koymaktadır.[9] Tutarsızlığın asıl kaynağı hız değil, etkin akış kesitidir.
Bu büzülmeyi hesaba katmak için boşalma katsayısı () tanımlanır. Keskin kenarlı bir delikte, jet kesiti delik alanının yaklaşık %62-64’üne düşer; bu büzülme katsayısı () ile viskoz kayıpları yansıtan hız katsayısının () çarpımı, tipik olarak değerini verir.[10] Gerçek debi bu durumda ifadesiyle hesaplanır. Vena contracta olgusunun, 1643’te bizzat Torricelli tarafından sıvı jetlerini incelerken gözlemlendiği belirtilmektedir.[11]
Son yıllardaki çalışmalar teoremi yeni problemlere de taşımaktadır. arXiv üzerinde yayımlanan bir araştırmada, Torricelli yasası ve kütle dengesi temel alınarak kurulan diferansiyel denklem modeli, ters bir problemin çözümünde kullanılmıştır: boşalmakta olan bir tankın içindeki katı bir cismin biçiminin, sıvı seviyesinin zamanla ölçülen değişiminden geri çıkarılması.[12] Sıvı seviyesinin düşüş hızı, her yükseklikte cismin kesit alanı hakkında bilgi taşıdığından, seviye alçaldıkça cismin biçimi adım adım “taranmaktadır.” Bu yaklaşım, Bayesçi istatistiksel ters çözüm yöntemleriyle birleştirilerek belirsizlik analizine de imkân tanımaktadır.
Kavramsal Analiz
Nizam, Gaye ve Sanat Analizi
Torricelli teoreminin en dikkat çekici yönü, birbirinden bağımsız görünen iki olgunun — serbest düşen bir cismin kinematiği ile basınç altındaki bir sıvının akışı — tek bir ifadede buluşmasıdır. Bir su damlasının yüksekliğinden boşlukta düşerken kazandığı hız ile, aynı derinlikteki bir delikten fışkıran sıvının hızı birbirinin tıpatıp aynıdır. Bu özdeşlik rastlantısal bir benzerlik değil; potansiyel enerjinin kinetik enerjiye dönüşümünü yöneten aynı korunum ilkesinin iki ayrı tezahürüdür. Görünüşte ilgisiz iki sürecin aynı matematiksel çatı altında toplanması, doğadaki işleyişin gelişigüzel değil, tutarlı bir nizam üzerine kurulu olduğuna işaret etmektedir.
Bu nizamın bir başka boyutu, boşalma hızının yoğunluktan bağımsız oluşunda görülür. Yoğunluk terimi denklemin her iki yanında belirip birbirini götürür; geriye yalnızca yükseklik ve yerçekimi ivmesi kalır. Bu sadeleşme, su ile cıva gibi yoğunlukları on dört kat farklı iki akışkanın, ideal koşullarda aynı hızla dışarı çıkması anlamına gelir. Maddenin türünden bağımsız, yalnızca geometrik yüksekliğe ve evrensel bir sabite bağlı bir kuralın işlemesi, sürecin maddenin kendine has özelliklerinin ötesinde, daha kapsayıcı bir tertibe tabi kılındığını düşündürmektedir.
Yatay menzilin maksimum değerini, deliğin sıvı sütununun tam ortasında bulunduğu konumda alması ve bu menzilin tam olarak toplam yüksekliğe eşit çıkması, bir başka ince düzenin göstergesidir. Çıkış hızı derinlikle artarken, düşüş süresi yükseklikle azalır; bu iki zıt eğilim, tam orta noktada birbirini öyle bir dengeler ki ortaya simetrik, kestirilebilir bir sonuç çıkar. Bilimsel veriler bu dengenin nasıl kurulduğunu denklemlerle ortaya koymaktadır. Ancak bu işleyişe “Bu bize ne anlatıyor?” diye sorulduğunda, her gün musluktan akan suyu sıradanlaştıran alışkanlık perdesinin ardında, iki karşıt büyüklüğün hatasız biçimde dengelendiği bir hassasiyet görülmektedir.
Boşalma süresinin yüzey yüksekliğinin kareköküyle ölçeklenmesi, su saatlerinin binlerce yıl boyunca zaman ölçümünde kullanılabilmesini mümkün kılmıştır. Bir kabın belirli bir geometriyle düzenlenmesi durumunda, su seviyesinin sabit hızla alçalması ve böylece eşit zaman aralıklarının işaretlenmesi sağlanabilir. Burada dikkat çekici olan, akışın kendi matematiksel yapısının içinde, insan eliyle bir ölçüm aracına dönüştürülmeye elverişli bir düzenin halihazırda bulunmasıdır. Suyu oluşturan moleküllerin hiçbiri zamanı ölçme amacı taşımaz; ancak bu moleküllerin toplu davranışı, zamanı ölçecek bir nizama uygun biçimde işlemektedir.
Görmeyen, bilmeyen, hiçbir hedefi olmayan su molekülleri — delikten ne hızla çıkmaları gerektiğini, hangi yüksekliğin hangi hızı gerektirdiğini nasıl “bilir”? Kendi başına ne yerçekimi ivmesinden ne de sütun yüksekliğinden haberdar olan bu bileşenler, her seferinde tam olarak değerinde bir hızı hatasızca nasıl tutturur? Bu sorular, akışın altında yatan kuralın molekülün kendisinde değil, o moleküle bu davranışı yükleyen bir tertipte aranması gerektiğini göstermektedir.
Bu yapı, yalnızca var olmasıyla değil, hangi büyüklüklerin hangi oranda birbirine bağlanacağını belirleyen bir ölçü ve nizamla bir araya getirilmiş olmasıyla dikkat çeker. Basıncın derinlikle artışı, enerjinin korunumu, kütlenin sürekliliği ve eğik atış kinematiği — bunların hepsi ayrı ayrı işleyen kurallardır; ancak bir delikten boşalan tek bir su jetinde hepsi eşzamanlı, uyumlu ve birbiriyle çelişmeyen biçimde tezahür eder. Birden çok yasanın aynı olguda hatasızca örtüşmesi, aklı ve vicdanı, görünenin ardındaki düzenleyici Fail’i sormaya davet etmektedir.
İndirgemeci Yaklaşımların ve Fail-Meful Hatasının Eleştirisi
Akışkanlar mekaniği literatüründe sıkça karşılaşılan “basınç suyu dışarı iter”, “yerçekimi sıvıyı hızlandırır” veya “doğa en kısa yolu bulur” gibi ifadeler, olguyu açıklıyor görünmekle birlikte aslında yalnızca onu isimlendirmektedir. Basınç, bir varlık değil; birim alana etki eden kuvvetin niceliğini betimleyen bir büyüklüktür. Soyut bir nicelik olan basıncın “itme” gibi iradi bir eylemi gerçekleştirmesi mümkün değildir; gerçekte olan, belirli koşullar altında belirli bir kuvvet dağılımının ortaya çıkması ve bunun sonucunda sıvının ivmelenmesidir.
Benzer biçimde, “ denklemi hızı belirler” ifadesi de bir kısayoldur. Denklem, hızın değerini verir, yani betimler; ancak sıvının neden tam olarak bu hıza ulaştığının kurucu nedeni değildir. Bir yasaya ad vermek, o yasanın neden ve nasıl var olduğunu açıklamaz. Torricelli yasası, akışın nasıl davrandığını matematiksel olarak ifade eder; fakat bu davranışın kaynağı sorusu, denklemin kendisi tarafından yanıtlanmamış kalır. Yasa, işleyişin tanımıdır — işleyişin faili değil.
Bu ayrım, bir benzetmeyle netleşir: bir hesap makinesinin doğru sonuçlar vermesi, makinenin “matematik bildiğini” değil, onu bu işlevle donatan bir aklın kapasitesini gösterir. Aynı mantık akışkan sistemleri için de geçerlidir. Su moleküllerinin delikten belirli bir hızla çıkması, suyun “fizik bildiğini” değil; bu moleküllere böylesine tutarlı bir davranış kazandıran bir ilim ve iradenin yansımasıdır. Moleküller bir amaca yönelmezler; ancak bir amaca hizmet edecek biçimde istihdam edilirler. Aradaki fark, araç ile fail arasındaki farktır.
“Doğa bu sorunu çözdü” türünden ifadeler de aynı hataya düşmektedir. “Doğa” soyut bir kavramdır ve aktif bir müdahalede bulunamaz. Vena contracta olgusunda gözlemlenen jet büzülmesi, sıvının “en verimli kesiti seçmesi” değil; akım çizgilerinin geometrik zorunluluk gereği belirli bir biçimde toplanmasının sonucudur. Bu düzenin ortaya çıkışı betimlenebilir; ancak bu düzenin kaynağının ne olduğu sorusu, olguya yalnızca bir ad vermekle cevaplanamamaktadır. Betimleyici dil ile kurucu açıklama arasındaki bu sınırın gözden kaçırılması, indirgemeci yaklaşımın en yaygın yanılsamasıdır.
Hammadde ve Sanat Ayrımı Analizi
Bir delikten fışkıran su jetini oluşturan hammadde bellidir: su molekülleri, içinde bulundukları yerçekimi alanı ve kabın geometrisi. Bu bileşenlerin hiçbiri tek başına bir hıza, bir yörüngeye veya bir boşalma kuralına sahip değildir. Tek bir su molekülünün ne bağıntısından, ne maksimum menzil konumundan, ne de boşalma süresinin karekök yasasından haberi vardır. Ancak bu cansız bileşenler belirli bir düzen içinde bir araya geldiğinde, hiçbirinde ayrı ayrı bulunmayan kestirilebilir, ölçülebilir ve teknolojik uygulamalara elverişli bir davranış ortaya çıkmaktadır.
Bu durumu somutlaştırmak için şöyle düşünülebilir: bir kova dolusu cam bilye (hammadde) yere döküldüğünde, bu bilyeler kendi kendilerine birleşip, deliğinden sızan suyun seviyesini zamanın kareköküyle düşüren, üst ortasındaki bir delikten en uzak menzili sağlayan ve içine konan bir cismin biçimini “tarayabilen” bir su saati inşa eder mi? Su molekülleri bu sistemin bilyeleri ise, sistemin uyduğu kural — yani planı — nereden gelmektedir? Bilyelerin listesini vermek, ortaya çıkan saatin işleyişini açıklamamaktadır.
Buradaki kritik soru şudur: bütünün sahip olduğu bu “fazla özellik” nereden gelmektedir? Boşalma kuralı, ne tek bir su molekülünün özelliğidir, ne de yerçekiminin tek başına bir niteliğidir; bileşenlerin belirli bir tertip içinde bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan, bileşenlerin hiçbirinde bulunmayan bir düzendir. Hammaddenin listesi — su, yerçekimi, geometri — bu düzeni açıklamaya yetmez; çünkü düzen, bileşenlerin kendisinde değil, onların birbirine bağlanma biçiminde gizlidir.
Hammadde, sanat eserinin malzemesidir; ancak malzemenin kendisi sanatı açıklamaz. Bir delikten boşalan su jetini inceleyen kişi, yalnızca su moleküllerinin ve yerçekiminin varlığıyla değil; aynı zamanda bu bileşenlere böylesine tutarlı, evrensel ve hassas bir işleyiş kuralını yükleyen bir ilim ve irade ile de yüzleşmektedir. Dört yüzyıl önce keşfedilen ve hâlâ en güncel araştırmalarda işlenen bu kuralın, cansız bileşenlerin doğasında zaten “yazılı” görünmesi, hammadde ile o hammaddeye işlev kazandıran arasındaki sınırı sormayı zorunlu kılmaktadır.
Sonuç
Torricelli teoremi, açık bir kabın deliğinden boşalan sıvının hızını, deliğin üzerindeki yükseklikle ilişkilendiren sade bir kareköklü bağıntıdır ve Bernoulli denkleminin enerji korunumuna dayanan özel bir hâli olarak elde edilir. Boşalma hızının serbest düşen bir cismin hızıyla özdeş olması, yoğunluktan bağımsız oluşu, yatay menzilin orta noktada maksimuma ulaşması ve boşalma süresinin yükseklik kareköküyle ölçeklenmesi — bütün bu sonuçlar, birbirinden bağımsız görünen fiziksel olguların tek bir tutarlı çatı altında düzenlendiğini göstermektedir. Güncel araştırmalar, teoremin vena contracta ve boşalma katsayısı gibi düzeltmelerle gerçek akışlara uyarlandığını, hatta ters problem çözümlerinde yeni uygulama alanları bulduğunu ortaya koymaktadır.
Bu veriler, akışın altında yatan işleyişin “nasıl” çalıştığını eksiksiz biçimde tanımlamaktadır. Ancak basıncın itmesi, yerçekiminin hızlandırması veya doğanın çözmesi gibi ifadelerin, olguyu açıklamak yerine yalnızca adlandırdığı; cansız bileşenlerin kendilerinde bulunmayan bir kurala uygun biçimde istihdam edildiği; ve bütünün sergilediği düzenli davranışın bileşenlerin listesiyle açıklanamadığı görülmektedir. Su molekülleri, yerçekimi ve kabın geometrisi bir araya getirildiğinde, hiçbirinde ayrı ayrı bulunmayan ölçülü ve kestirilebilir bir nizam ortaya çıkmakta; bu nizamın kaynağı sorusu ise bilimsel betimlemenin ötesinde durmaktadır.
Deliller ışığında, dört yüzyıl önce bir delikten fışkıran su jetinde gözlemlenen ve bugün hâlâ aynı sadelikle işleyen bu nizamın işaret ettiği gerçeğe dair nihai karar, okuyucunun kendi aklına ve vicdanına bırakılmaktadır.
Kaynakça
- ↑ Wikipedia. (2026). Torricelli’s law. https://en.wikipedia.org/wiki/Torricelli’s_law
- ↑ Roberts, B. (2024). Torricelli’s Theorem. Physics LibreTexts. https://phys.libretexts.org/Courses/Prince_Georges_Community_College/General_Physics_I:_Classical_Mechanics/52:_Fluid_Dynamics/52.04:_Torricellis_Theorem
- ↑ Roberts, B. (2024). Torricelli’s Theorem. Physics LibreTexts. https://phys.libretexts.org/Courses/Prince_Georges_Community_College/General_Physics_I:_Classical_Mechanics/52:_Fluid_Dynamics/52.04:_Torricellis_Theorem
- ↑ Wikipedia. (2026). Torricelli’s law — Horizontal distance and range. https://en.wikipedia.org/wiki/Torricelli’s_law
- ↑ Wikipedia. (2026). Torricelli’s law. https://en.wikipedia.org/wiki/Torricelli’s_law
- ↑ Wikipedia. (2026). Torricelli’s law. https://en.wikipedia.org/wiki/Torricelli’s_law
- ↑ D’Alessio, S. J. D. (2021). Torricelli’s law revisited. European Journal of Physics, 42(6), 065808. https://doi.org/10.1088/1361-6404/ac279a
- ↑ Wikipedia. (2026). Torricelli’s law. https://en.wikipedia.org/wiki/Torricelli’s_law
- ↑ Wikipedia. (2026). Torricelli’s law. https://en.wikipedia.org/wiki/Torricelli’s_law
- ↑ FIRGELLI Automations. (2026). Coefficient of Discharge Interactive Calculator. https://www.firgelliauto.com/blogs/engineering-calculators/coefficient-of-discharge-calculator
- ↑ Grokipedia. (2026). Vena contracta. https://grokipedia.com/page/Vena_contracta
- ↑ Sturdivant, N., & Simon, C. M. (2024). Inferring the shape of a solid inside a draining tank from its liquid level dynamics. arXiv. https://arxiv.org/abs/2408.14503