İletkenlik, Molar İletkenlik, Kuvvetli ve Zayıf Elektrolitler
Molar İletkenlik: Kuvvetli ve Zayıf Elektrolitlerde İyonik Taşınım ve Örgütlenme
1. Giriş
Elektrolit çözeltilerinde elektrik iletkenliği, iyonların dış elektrik alan etkisiyle ortamda hareket etmesiyle meydana gelir. Bu hareket; çözünme, dissosiyasyon ve iyon hareketliliğinin bir arada gerçekleşmesini gerektirdiğinden, herhangi bir elektrolit çözeltisinin iletkenlik davranışı, maddenin kimyasal kimliği, derişim ve sıcaklık gibi birçok değişkene duyarlıdır. Molar iletkenlik (), bir mol elektrolit içeren çözelti hacminin iletkenliğini niceliksel olarak betimler ve bu sayede birbirinden farklı kimyasal türlerin iletkenlik özellikleri karşılaştırılabilir hale gelir. Kuvvetli elektrolitlerin değeri seyreltmeyle yavaşça artarken, zayıf elektrolitlerde bu artış çarpıcı biçimde belirginleşir; bu davranış farkı, dissosiyasyon dengesinin çözelti kimyasını nasıl köklü biçimde etkilediğini açıkça ortaya koyar.
2. Bilimsel Açıklama ve Güncel Bulgular
2.1 Temel Kavramlar ve Biçimsel Tanımlar
İletkenlik ve Molar İletkenlik
Bir elektrolit çözeltisinin özgül iletkenliği (), birim uzunluk ve birim kesit alanına sahip çözelti kolonunun iletkenliğiyle tanımlanır; birimi S m’dir. Bu büyüklük derişimden bağımsız bir karşılaştırma zemini sağlamaz; bu nedenle molar iletkenlik tanımlanmıştır:
Burada , elektrolit derişimini mol m cinsinden ifade eder. ’nin SI birimi S m mol, yaygın kullanılan birimi ise S cm mol’dir. Bu ifade, bir mol elektrolitin çözünmesiyle ortaya çıkan bütün iyonların, birim alan elektrotlar arasında ölçülen toplam iletkenliğine karşılık gelir.
Eşdeğer İletkenlik ile Molar İletkenlik Arasındaki İlişki
Tarihsel literatürde eşdeğer iletkenlik () de yaygın biçimde kullanılmıştır. Bu iki büyüklük arasındaki ilişki şu şekilde ifade edilir:
Burada , elektrolitin değerliğini (yük sayısını) gösterir. 1:1 elektrolitler için olduğundan, iki büyüklük arasındaki fark özellikle çok değerli iyonlar söz konusu olduğunda önem kazanır.
Sonsuz Seyreltmedeki Molar İletkenlik
Derişim sıfıra yaklaştığında elde edilen sınır değer, sonsuz seyreltmedeki molar iletkenlik ya da limitleyici molar iletkenlik () olarak adlandırılır. Bu koşulda iyonlar arasındaki elektrostatik etkileşimler ihmal edilebilir hale gelir ve her iyon, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.
2.2 Kuvvetli Elektrolitler: Kohlrausch Yasası ve Fiziksel Temeli
Tanım ve Davranış
Kuvvetli elektrolitler, çözeltide tamamıyla iyonlarına ayrışan maddelerdir; NaCl, KCl, HCl, , NaOH gibi tuzlar, kuvvetli asitler ve kuvvetli bazlar bu sınıfa girer. Bu elektrolitlerin molar iletkenliği seyreltmeyle yalnızca hafifçe artar; çünkü tüm iyonlar her derişimde zaten serbest haldedir.
Friedrich Kohlrausch, 19. yüzyılın sonlarında gerçekleştirdiği deneysel çalışmalarda (1875–1879) kuvvetli elektrolitlerin ’sinin ’ye karşı çizildiğinde doğrusal bir grafik verdiğini gözlemlemiştir.[1] Bu bulgulardan, kuvvetli elektrolitler için ampirik bir bağıntı türetilmiştir:
Burada , Kohlrausch katsayısı olarak bilinir ve elektrolitin stokiyometrisine ve çözücünün özelliklerine bağlıdır. değeri, doğrunun sıfır derişime (yani ) extrapolasyonuyla elde edilir.
Fiziksel Yorumu: Gecikme ve Elektroforetik Etkiler
’nin ’ye bağımlılığının fiziksel temeli iki karşı etki üzerine kuruludur: Birincisi, bir iyon çözelti içinde hareket ederken arkasında geçici bir “iyon atmosferi” bırakır; bu atmosferin iyonu frenleyici etkisi gecikme etkisi (relaxation effect) olarak adlandırılır. İkincisi, merkezi iyon ilerlediğinde etrafındaki iyon bulutu zıt yönde hareket ederek çözücü sürüklemesi aracılığıyla iyonu yavaşlatır; bu da elektroforetik etkidir (electrophoretic effect). Her iki katkı da ile doğrusal olarak büyür ve toplamları Kohlrausch katsayısı ’yı oluşturur.
Bağımsız İyon Göçü Yasası
Kohlrausch’un en temel katkılarından biri, sonsuz seyreltmede her iyon türünün toplam molar iletkenliğe bağımsız ve sabit bir katkı yaptığı ilkesidir. formüllü bir elektrolit için:
Burada ve formül birimindeki katyon ve anyon sayılarını, ve ise bu iyonların limitleyici molar iletkenlikleriyle gösterir. Kohlrausch’un bu yasanın doğruluğunu kanıtlayan deneysel gözlemi şuydu: Ortak anyona sahip farklı tuz çiftleri için farkları sabit kalır ve anyon değişiminden etkilenmez. Örneğin , veya için olduğu gözlemlenir.[2] Bu durum, iyon katkılarının gerçekten bağımsız olduğunun doğrudan kanıtıdır.
Bazı iyonların limitleyici molar iletkenlikleri tablo halinde derlenebilir. Dikkat çekici istisnalar olarak () ve (), diğer iyonlardan (tipik değer Ayrıştırılamadı (sözdizim hatası): {\textstyle 40–80\ \mathrm{S\ cm^2\ mol^{-1}}} ) birkaç kat daha yüksek iletkenliklere sahiptir. Bu olağandışı yükseklik, bu iyonların farklı bir taşınım mekanizmasıyla hareket ettiğine işaret eder.
2.3 Zayıf Elektrolitler: Kısmi Dissosiyasyon ve Ostwald Seyreltme Yasası
Tanım ve Davranış
Zayıf elektrolitler, çözeltide yalnızca kısmen iyonlarına ayrışan maddelerdir; asetik asit (), amonyak (), karbondioksit () ve pek çok organik asit ve baz bu sınıfa girer. Dissosiyasyon oranı, derişimle ters yönde değişir: seyreltildikçe denge daha fazla iyonlaşma yönünde kayar. Bu nedenle ’nin ’ye karşı grafiği kuvvetli elektrolitler için elde edilen doğrusal görünümden çok farklıdır; eğim düşük derişimlerde son derece büyüktür ve ’ya extrapolasyon güvenilir biçimde yapılamaz.
Dissosiyasyon Derecesi ve Arrhenius İlişkisi
Zayıf bir elektrolit için herhangi bir derişiminde dissosiyasyon derecesi , molar iletkenlik ölçümünden hesaplanabilir:
Bu ilişki, 19. yüzyıl sonunda Arrhenius tarafından elektroliz dissosiyasyon teorisi çerçevesinde formüle edilmiştir. sonsuz seyreltmedeki tam dissosiyasyona, ise tam ilişkilenmiş hale karşılık gelir.
Ostwald Seyreltme Yasası
Zayıf bir elektrolit dengesinde, dissosiyasyon sabiti molar iletkenlik terimleriyle şöyle ifade edilir:[3]
Bu bağıntı, deneysel verilerinden doğrudan hesaplanmasına olanak tanır; titrasyon veya ölçümü gerektiren yöntemlere alternatif bir elektrokimyasal yöntem sunar.
Kohlrausch Yasasının Zayıf Elektrolitlere Uygulanması
, zayıf elektrolitler için doğrudan extrapolasyonla elde edilemediğinden, aynı iyonları içeren kuvvetli elektrolitlerin limitleyici iletkenliklerinden dolaylı olarak hesaplanır. Örneğin asetik asit için:
Bu değerler ise sırasıyla , ve ’ın ölçülen değerlerinden türetilir:
2.4 Debye–Hückel–Onsager Teorisi ve Modern Uzantıları
Kohlrausch’un ampirik yasasının teorik temelleri, Peter Debye, Erich Hückel ve Lars Onsager tarafından ortaklaşa kurulmuştur. Bu teoride iyonlar, sürekli bir dielektrik ortamda (çözücü) nokta yükler olarak modellenir; her iyon, zıt yüklü iyonlardan oluşan bir “iyon atmosferi” ile çevrilidir. Elektrik alanı uygulandığında bu iyon atmosferi iki temel etki üretir: gecikme ve elektroforetik frenleme.
Onsager, söz konusu katkıları matematiksel olarak türetmiş ve Kohlrausch’un ampirik katsayısını biçiminde ifade etmiştir; burada ve yalnızca çözücünün viskozitesine ve dielektrik sabitine bağlı teorik büyüklüklerdir.[4] Bu klasik teorinin geçerlilik sınırı yaklaşık civarındadır.[5]
Son yıllarda bu sınır genişletilmektedir. Naseri Boroujeni ve arkadaşları, kristalografik iyon yarıçaplarını ve iyon çiftleşmesini (ion pairing) hesaba katan yeni bir model geliştirerek 1:1’den 2:4’e kadar geniş bir stokiyometri aralığında 273,15–373,15 K sıcaklık aralığındaki deneysel verilerle iyi uyum sağlamıştır.[6] 2024 yılında Kalikin ve Budkov, iyon yük dağılımının yerel olmayan (nonlocal) yapısını modele ekleyerek 1:1, 2:1 ve 3:1 elektrolitler için 3 mol L’a kadar uzanan derişimlerde deneysel verilerle örtüşen sonuçlar elde etmiştir.[7] Bu gelişmeler, klasik teorinin gerçek sistemlere uygulanabilirliğini önemli ölçüde artırmaktadır.
2.5 Proton Taşınımı: Grotthuss Mekanizması
ve iyonlarının olağanüstü yüksek iletkenliği, mekanik difüzyon ile açıklanamaz ve yapısal difüzyon (structural diffusion) ya da Grotthuss mekanizması adıyla bilinen özgül bir taşınım süreciyle ilişkilendirilir. Bu mekanizmada bir proton, hidrojen bağ ağı boyunca molekülden moleküle “zıplayarak” hareket eder; böylece hidronyum iyonunun fiziksel yer değiştirmesi olmaksızın net yük transferi gerçekleşir.
2023 yılında Popov ve arkadaşlarının doğrudan deneysel gözleme dayalı çalışması bu alanda önemli bulgular ortaya koymuştur: fosforik asit çözeltilerinde proton atlamaları yalnızca ~0,5–0,7 Å’lık son derece kısa mesafelerde gerçekleşmekte ve bu atlamalar iyonik sıvılardaki tipik 1–2 Å değerlerinden belirgin biçimde daha küçük kalmaktadır.[8] Daha da şaşırtıcı olan, bu korelasyonlu atlamaların iletkenliği beklenenin aksine azaltmasıdır; çünkü ters-Haven oranı olarak ölçülmektedir. Bu bulgular, Grotthuss zincir mekanizmasının gerçek anlamıyla ancak tek boyutlu iletim kanallarının varlığında (bazı süperiletken seramikler gibi) ortaya çıkabileceğine işaret etmektedir.
Bununla birlikte, proton taşınımı araştırmaları enerji teknolojileri alanında somut uygulamalara taşınmaktadır. Su içermeyen koşullarda çalışmak üzere tasarlanan Al(III) bazlı koordinasyon polimeri camları, 120°C’de 20 mS cm’yi aşan iyonik iletkenlik sergilemekte ve bu yüksek değer Grotthuss tipli seçici proton taşınım mekanizmasına dayandırılmaktadır.[9] 2024 yılında yayımlanan bir başka çalışmada, derin ötektik çözücülere (deep eutectic solvents) su ve sülfürik asit eklenmesiyle kurulan hidrojen bağ ağının da benzer bir Grotthuss tipi proton transferini harekete geçirdiği ab initio moleküler dinamik simülasyonlarıyla gösterilmiştir.[10]
2.6 Polimer Elektrolitler ve İyon Taşınımı: Güncel Araştırmalar
Katı hal pil teknolojisindeki gelişmeler, molar iletkenlik kavramını yeni bağlamlara taşımaktadır. Polimer elektrolitlerde iyon taşınımı, çözeltilerden farklı olarak polimer zincirinin segmental hareketleriyle yakından ilişkilidir. Amaru ve arkadaşlarının 2024 yılındaki çalışmasında, Onsager teorisi çerçevesinde deney ile moleküler dinamik simülasyonu arasında tutarlı karşılaştırma yapılabilmesi için referans çerçeve dönüşümlerinin kritik önem taşıdığı gösterilmiş; polimer elektrolitlerde iyon çiftleşmesi ve taşınım sayıları daha doğru biçimde modellenmiştir.[11] Bu tür çalışmalar, klasik elektrolitik iletkenlik teorisinin katı hal sistemlerine uyarlanmasındaki sınırları ve fırsatları belgelemektedir.
3. Kavramsal Analiz
3.1 Nizam, Gaye ve Sanat Analizi
Molar iletkenlik verilerinde dikkat çeken ilk husus, iyonların birbirinden bağımsız biçimde iletkenliğe katkıda bulunmasını mümkün kılan hassas koşulların varlığıdır. Sonsuz seyreltmede her iyon, çözücünün içinde adeta kendine özgü bir “iletkenlik imzası” taşır; için bu değer , için , için olmak üzere sayısal sabitler olarak tablolarda yer alır. Bu değerlerin on yıllar boyunca farklı laboratuvarlarda tutarlı biçimde ölçülmüş olması, iyon hareketliliğinin maddeye özgü, yeniden üretilebilir ve sayısal olarak belirli bir parametreyle karakterize edilebildiğini göstermektedir. Böylesi hassas bir sayısal özelliğin, milyonlarca farklı iyon-çözücü etkileşiminin ortalamasından ortaya çıkıyor olması düşündürücüdür.
Proton taşınımındaki ayrıksı durum özellikle dikkat çekicidir. ’ın ’lik değerinin ’dan yaklaşık yedi kat yüksek olması, salt boyut ve yük farkıyla açıklanamaz. Bu yükseklik, su moleküllerinin oluşturduğu hidrojen bağ ağının proton için bir “süper yol” niteliği taşımasından kaynaklanır; fiziksel yer değiştirme olmaksızın yük transferi gerçekleştirilmektedir. Suyu proton için sıradan bir çözücüden bu denli farklılaştıran hidrojen bağ ağının özgün geometrisi, özellikle bu işlev için gerekli koşullar sağlanmış bir yapı olduğunu akla getirir.
Zayıf elektrolitlerin dissosiyasyon dengesinin verdiği tepkiler de benzer bir işlevsellik örüntüsü taşır. Asetik asit, fizyolojik tampon sistemlerinde kritik bir role sahiptir; kandaki dengesinin pH’ı 7,35–7,45 aralığında tutması, zayıf asit dissosiyasyonunun derişime duyarlı dengesiyle mümkün olur. Zayıf elektrolitlerin bu “ayarlanabilir” yapısının — ne çok güçlü ne de çok zayıf dissosiye olan — canlı sistemlerde bu kadar merkezi bir işlev görmesi, işlevsel bir tertip içinde değerlendirilmeyi hak eden bir örtüşmedir.
3.2 İndirgemeci ve Materyalist Safsataların Eleştirisi
Elektrolitik iletkenlik literatüründe sıkça karşılaşılan bir dil alışkanlığı, “iyonlar en düşük enerji konumunu seçer”, “elektrolit davranmak ister” ya da “iyonlar birbirini iter” gibi ifadeleri içerir. Bu tür ifadeler, kasıt veya eğilim taşıyan aktif bir özneyi ima ederek açıklama yanılsaması üretir. Gerçekte gözlemlenen, bir dizi fiziksel koşul altında olasılık dağılımlarının belirli bir konfigürasyonla sonuçlanan işleyişidir. Coulomb kuvvet yasası, Stokes-Einstein denklemi veya Nernst-Einstein bağıntısı, iyonların “neden öyle davrandığını” değil, gözlemlenen büyüklüklerin matematiksel olarak nasıl ilişkili olduğunu tanımlar. Bu yasalar betimleyicidir (descriptive), kurucu değil (constitutive); bir yasaya atıfta bulunmak, belirli koşulların neden tam olarak o sonucu verdiğini açıklamak değildir.
Debye–Hückel–Onsager teorisinin tarihsel gelişimi bu ayrımı somutlaştırmaktadır. 1920’lerde önerilen klasik model, iyonları nokta yükler ve çözücüyü yapısız bir sürekli ortam olarak kabul ederek deneysel verileri düşük derişimlerde yaklaşık biçimde yeniden üretebilmekteydi. Ancak bu başarı, modelin “doğru” olduğu anlamına gelmez; çünkü yüzlerce araştırma, teorinin gerçek sistemlerden sistematik olarak saptığı koşulları (yüksek derişimler, çok değerli iyonlar, iyon çiftleşmesi) belgelemiştir. 2023–2024 yıllarında geliştirilen nonlokal yük dağılımı modeli ve iyon çiftleşmesi eklentisi, teorinin kapsamını genişletmekte ancak temel felsefi durumu değiştirmemektedir: her model, gerçekliğin belirli bir kesitini yaklaştıran bir temsil olmaya devam eder.[12][13] “İon atmosferi iyonu frenledi” ifadesindeki özne atfı, ölçülen büyüklüklere bağlanmış matematiksel bir kısayoldur; fiziksel gerçekliğin kendisi, iyonlar arası Coulomb etkileşimlerinin dinamikten kaynaklanan istatistiksel sonucu olarak ortaya çıkan bir iletkenlik düşüşünden ibarettir.
3.3 Hammadde ve Sanat Ayrımı Analizi
Molar iletkenlik olgusunu “hammadde-sanat” perspektifinden değerlendirmek, bireysel iyonlar ile çözelti sisteminin bütünü arasındaki derin farkı görünür kılar.
Hammadde: Tek başlarına ele alınan proton, sodyum iyonu, klorür iyonu ve su molekülü. Bu bileşenlerin hiçbirinde molar iletkenlik kavramına karşılık gelen bir özellik yoktur. Serbest bir proton gaz fazında son derece reaktif ve anlıktır; sodyum atomu metaldir ve suyun içinde kimyasal tepkime verir. Klor, sarı-yeşil renkte zehirli bir gazdır.
Sanat: NaCl çözeltisi. Bu çözeltide iyonu, polar su moleküllerinden oluşan hidrasyon kabuğuyla çevrelenmiş kararlı bir varlığa dönüşür. benzer biçimde çözücü tarafından sarılır. İkisinin birlikte aynı çözelti ortamında bulunması, bağımsız, birbirini kısmen frenleyen ve ölçülebilir biçimde karakterize edilebilen bir iletkenlik sistemi ortaya çıkarır. Bu iletkenlik değeri, ne sodyum elementinde ne klorür elementinde, ne de saf suda tek başına bulunmaz; yalnızca bu özel organizasyonun ürünüdür.
Zayıf elektrolitlerin dissosiyasyon dengesinde durum daha da karmaşık bir örgütlenme içerir. Asetik asit molekülü çözeltiye girdiğinde, bir kısım molekül H bağı ve dipol etkileşimleri aracılığıyla bütünleşik kalırken bir kısmı iyonlaşır; oluşan iyon çiftleri ( ve ) hem birbirlerinden etkilenir hem de nötral moleküllerle dinamik denge halindedir. Bu denge, sadece bireysel moleküllerin özelliklerinden değil, bütün sistemin derişim, sıcaklık ve çözücü etkileşimlerini birlikte düzenleyen özgün bütünselliğinden doğmaktadır. Tek tek , ve atomları düzeyinde bu dengenin iz ya da habercisine rastlamak mümkün değildir.
4. Sonuç
Molar iletkenlik, tek bir sayısal büyüklüğün arkasında elektrostatik etkileşim, termodinamik denge, moleküler dinamik ve kuantum boyutundaki proton taşınım mekanizmasını tek bir ölçülebilir çerçevede toplayan nadir fizikokimyasal kavramlardan biridir. Kuvvetli elektrolitlerin ’ye bağımlılığı, Debye–Hückel–Onsager teorisinin 2024 yılında hâlâ geliştirilmeye devam eden matematiksel altyapısıyla anlaşılır kılınmaktadır. Zayıf elektrolitler ise dissosiyasyon dengesinin termodinamik duyarlılığını, sabiti üzerinden ölçülebilir bir büyüklüğe dönüştürür. Proton taşınımındaki Grotthuss mekanizması, 200 yılı aşkın bir süredir tartışılan ve ancak 2023’te doğrudan deneysel kanıta kavuşturulabilen bir sorgulamanın konusudur. Her iyonun sonsuz seyreltmedeki “bağımsız iyon iletkenliği” sayısının onlarca yıl boyunca farklı laboratuvarlarda aynı değerle ölçülüyor olması, bu sayıların rastsal değil, maddeye özgü ve yeniden üretilebilir ilişkilerin ürünü olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu birikmiş kanıtların, iyon-çözücü sisteminde gözlemlenen örgütlenme ve işlevselliğin kaynağına ilişkin hangi soruları doğuracağı; nihai kararı okuyucunun kendi aklına ve vicdanına bırakılmaktadır.
Kaynakça
- ↑ Kohlrausch, F. (1900). Über die Abhängigkeit der Leitfähigkeit der Salze von der Verdünnung. Annalen der Physik, 306(2), 316–341.
- ↑ Wikipedia contributors. (2025). Molar conductivity. Wikipedia, The Free Encyclopedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Molar_conductivity
- ↑ Atkins, P. W., & de Paula, J. (2014). Physical Chemistry (10th ed.). Oxford University Press. (Ostwald seyreltme yasası ve zayıf asit iletkenliği)
- ↑ Onsager, L. (1927). Zur Theorie der Elektrolyte. Physikalische Zeitschrift, 28, 277–298.
- ↑ Hammar Amaru, B., Schroeder, C., & Brehm, M. (2024). Ion Transport in Polymer Electrolytes: Building New Bridges between Experiment and Molecular Simulation. Accounts of Chemical Research, 57(8). https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11025026/
- ↑ Naseri Boroujeni, S., Maribo-Mogensen, B., Liang, X., & Kontogeorgis, G. M. (2023). New Electrical Conductivity Model for Electrolyte Solutions Based on the Debye–Hückel–Onsager Theory. The Journal of Physical Chemistry B, 127(46), 9954–9975. https://doi.org/10.1021/acs.jpcb.3c03381
- ↑ Kalikin, N. N., & Budkov, Y. A. (2024). Modified Debye–Hückel–Onsager theory for electrical conductivity in aqueous electrolyte solutions: Account of ionic charge nonlocality. The Journal of Chemical Physics, 161(17), 174502. https://doi.org/10.1063/5.0231958
- ↑ Popov, I., Zhu, Z., Young-Gonzales, A. R., Sacci, R. L., Mamontov, E., Gainaru, C., Paddison, S. J., & Sokolov, A. P. (2023). Search for a Grotthuss mechanism through the observation of proton transfer. Communications Chemistry, 6, 77. https://doi.org/10.1038/s42004-023-00878-6
- ↑ Okura, Y., et al. (2024). Water-Stable Al(III) Coordination Polymer Glass with High Proton Conductivity toward Stable Electrolytes in a Fuel Cell. ACS Applied Energy Materials, 7(23), 11937–11945. https://doi.org/10.1021/acsaem.4c02310
- ↑ Prado, D. M., Robledo, A., Hightower, K., Jahng, A., Doherty, B., Poling, K., Tuckerman, M., & Burda, C. (2024). Breakthrough Conductivity Enhancement in Deep Eutectic Solvents via Grotthuss-Type Proton Transport. Advanced Materials Interfaces, 11(36). https://doi.org/10.1002/admi.202400508
- ↑ Hammar Amaru, B., Schroeder, C., & Brehm, M. (2024). Ion Transport in Polymer Electrolytes: Building New Bridges between Experiment and Molecular Simulation. Accounts of Chemical Research, 57, pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11025026/
- ↑ Naseri Boroujeni, S., Maribo-Mogensen, B., Liang, X., & Kontogeorgis, G. M. (2023). New Electrical Conductivity Model for Electrolyte Solutions Based on the Debye–Hückel–Onsager Theory. The Journal of Physical Chemistry B, 127(46), 9954–9975. https://doi.org/10.1021/acs.jpcb.3c03381
- ↑ Kalikin, N. N., & Budkov, Y. A. (2024). Modified Debye–Hückel–Onsager theory for electrical conductivity in aqueous electrolyte solutions: Account of ionic charge nonlocality. The Journal of Chemical Physics, 161(17), 174502. https://doi.org/10.1063/5.0231958