Kısmi Molar Özellikler, Kısmi Molar Hacim ve Kimyasal Potansiyel
More actions
Kısmi Molar Özellikler: Kısmi Molar Hacim ve Kimyasal Potansiyel
Çok bileşenli termodinamik sistemlerde her bileşenin makroskopik özelliklere bireysel katkısı, kısmi molar nicelikler aracılığıyla tanımlanır. Saf bir maddenin belirlenmiş bir molar hacim veya molar Gibbs enerjisine sahip olduğu bilinmekle birlikte, bu madde bir karışımın parçası haline geldiğinde söz konusu değerler, bileşimin ve bileşenler arası moleküler etkileşimlerin doğrultusunda belirgin biçimde farklılaşır. Bu farklılaşmayı sistematik biçimde ifade eden çerçeve, kısmi molar özellikler kuramıdır. Kısmi molar hacim ve kimyasal potansiyel, bu çerçevenin en temel iki niceliği olarak hem saf madde termodinamiğinden hem de ideal karışım yaklaşımından köklü biçimde ayrışan bilgiler sunar.
1. Temel Kavramlar ve Matematiksel Çerçeve
1.1 Kısmi Molar Niceliğin Tanımı
Herhangi bir kapsamlı termodinamik özellik (hacim, entalpi, Gibbs enerjisi vb.) için bileşeninin kısmi molar niceliği , sıcaklık, basınç ve tüm diğer bileşenlerin mol sayıları sabit tutularak gerçekleştirilen türevle tanımlanır:
Bu ifade, karışıma sonsuz küçük miktarda bileşeni eklendiğinde sistemin özelliğinin gösterdiği değişim oranını verir. Buradaki kritik nokta, ’nin yalnızca bileşeninin kendi içsel özelliklerine değil, aynı zamanda mevcut bileşim ortamına —yani diğer tüm molekülerle kurduğu etkileşim ağına— bağlı olduğudur.[1]
Bir karışımın özelliği ile bileşenlerin kısmi molar niceliklerinin bağıntısı, Euler’in homojen fonksiyon teoreminden türetilen toplama denkleminde ifadesini bulur:
Bu denklem, kapsamlı bir özelliğin yalnızca bileşen sayılarının (mol sayılarının) ve karşılık gelen kısmi molar niceliklerinin çarpımlarının toplamından oluştuğunu ortaya koyar. Aynı ilişki molar cinsinden şu şekilde yazılır:
burada mol kesiridir.
1.2 Kısmi Molar Hacim
Kısmi molar hacim , karışıma sonsuz küçük miktarda bileşen eklendiğinde oluşan hacim değişiminin mol başına ifadesidir:
Saf bir sıvı bileşen için molar hacim sabit bir değere sahipken, karışım içindeki bu değerden önemli ölçüde sapabilir. Bu sapmanın nedeni, moleküllerin komşu bileşenlerle kurduğu özgün etkileşimlerdir: güçlü çekici etkileşimler molekülleri birbirine yaklaştırarak sonucunu doğurabilir; baskın itici etkileşimler ya da geometrik uyumsuzluk ise durumuna yol açabilir.
Etanol-su sisteminde bu durum çarpıcı biçimde gözlemlenir. Saf etanol’ün 298,15 K’de molar hacmi yaklaşık iken, su içinde yüksek seyreltme sınırında etanolün kısmi molar hacmi ’e düşer. Benzer biçimde saf suyun molar hacmi olmasına karşın, etanol içinde suyun kısmi molar hacmi bu değerin altına inebilir.[2] İki saf sıvının hacimlerinin toplanmasından elde edilen hesaplamalar, gerçek karışım hacmiyle örtüşmez; oluşan aşırı molar hacim :
Ayrıştırılamadı (sözdizim hatası): {\displaystyle V^E = V_{karışım} - \sum_i n_i V_i^* }
ifadesiyle belirlenir ve bileşenler arası etkileşimlerin net etkisini yansıtır.
1.3 Kimyasal Potansiyel
Kimyasal potansiyel , bileşen ’nin kısmi molar Gibbs enerjisidir ve termodinamiğin en merkezi yoğun büyüklüklerinden birini oluşturur:
Kimyasal potansiyel aynı zamanda iç enerji, entalpi ve Helmholtz enerjisi cinsinden de tanımlanabilir:
Sabit sıcaklık ve basınçtaki bu büyüklük, madde transferinin ve faz dengesinin temel belirleyicisidir. Bir bileşenin bir fazdan diğerine akışı, kimyasal potansiyellerin farkıyla yönetilir: her iki fazda kimyasal potansiyeller eşitlendiğinde denge sağlanır:
İdeal bir gaz bileşeni için kimyasal potansiyel, standart kimyasal potansiyel ve kısmi basınç cinsinden şöyle ifade edilir:
Gerçek gazlar ve sıvı karışımlar için basınç yerine fugasiteler kullanılır. Fugasiteler, gerçek sistemlerdeki kimyasal potansiyeli ideal gaz denklemleriyle uyumlu hale getiren “efektif basınç” büyüklükleridir:[3]
Sıvı karışımlar için fugasite, aktivite katsayısı ve mol kesiri aracılığıyla bağlantılandırılır:
Burada saf sıvı ’nin fugasitesidir. İdeal karışımlarda olup Raoult yasası geçerliyken, gerçek karışımlarda bileşime bağlı olarak birden önemli ölçüde sapabilir.
1.4 Gibbs-Duhem Denklemi
Kısmi molar nicelikler birbirinden bağımsız değildir; aralarında Gibbs-Duhem denklemi olarak bilinen temel bir kısıt bağıntısı yer alır. Sabit ve ’de:
Bu denklem, bir bileşenin kimyasal potansiyelindeki değişimin diğer bileşenlerin kimyasal potansiyellerini nasıl kısıtladığını ortaya koyar.[4] İkili bir sistemde ve bileşenleri için:
Bu ilişki, deneysel verilerin tutarlılığını sınamak ve bileşenlerden birinin kimyasal potansiyeli bilindiğinde diğerini hesaplamak için kullanılır. Genel form, sıcaklık ve basıncın da değiştiği durumları kapsar:
Gibbs-Duhem denklemi, kapsamlı termodinamik büyüklüklerin yoğun değişkenlerle olan ilişkisini yönetir ve termodinamiğin durum postülatının matematiksel bir ifadesi olarak işlev görür.[5]
1.5 Kısmi Molar Hacim ile Kimyasal Potansiyel Arasındaki Bağıntı
Kimyasal potansiyel üzerindeki basınç bağımlılığı doğrudan kısmi molar hacimle ilişkilidir:
Bu bağıntı, fugasite hesaplamalarında temel bir rol üstlenir. Gerçek bir karışım bileşeni için fugasite, kısmi molar hacim ’nin basınç üzerindeki integrali aracılığıyla elde edilir:
Bu integral ifade, kısmi molar hacmin dolaylı olarak ölçülmesine ve faz denge hesaplamalarında kullanılmasına imkân tanır.
2. Hesaplama ve Deneysel Yöntemler
2.1 Yoğunluk Ölçümleri ve Görünür Molar Hacim
Deneysel koşullarda kısmi molar hacim genellikle yoğunluk ölçümlerinden türetilen görünür molar hacim kavramı üzerinden yaklaşık olarak belirlenir. İkili bir sistemde bileşen 2 (çözünen) için:
burada molalite, çözeltinin yoğunluğu, çözücünün yoğunluğu ve çözünenin molar kütlesidir. Sonsuz seyreltme sınırında görünür molar hacim, standart kısmi molar hacme yakınsarken, sonlu konsantrasyonlarda Masson denklemiyle modellenebilir:[6]
Son yıllarda amino asitlerin sulu ve tuzlu çözeltilerdeki kısmi molar hacim ve kompresibilitelerine yönelik kapsamlı deneysel çalışmalar sürdürülmektedir. Bu çalışmalarda 288–333 K sıcaklık aralığında glisin, β-alanin ve diğer α,ω-amino asitler için ölçülen sonsuz seyreltme kısmi molar hacimlerinin, NaCl varlığında arttığı ve bu artışın iyon-zwitteriyon etkileşimlerinden kaynaklandığı gözlemlenmiştir.[7]
2.2 Kirkwood-Buff Kuramı ve Moleküler Simülasyon
Makroskopik termodinamik özellikler ile mikroskobik moleküler yapı arasındaki köprü, Kirkwood-Buff (KB) kuramı tarafından kurulur. Bu kuram, radyal dağılım fonksiyonları üzerinden tanımlanan KB integrallerini:
kısmi molar hacim ve kimyasal potansiyelin bileşime göre türevleriyle ilişkilendirir.[8] İkili bir sistem için kısmi molar hacimler:
ve benzer bir ifadeyle elde edilir. Burada bileşen ’nin molar yoğunluğudur.
Moleküler dinamik (MD) ve Monte Carlo (MC) simülasyonları, bu integrallerin hesaplanmasında giderek daha fazla başvurulan araçlar haline gelmiştir.[9] Ancak MD simülasyonlarında sonlu boyutlu sistemlerin kullanılması, KB integrallerinin açık sistemler (büyük kanonik topluluk) için tanımlanmış olmasıyla çelişir. Bu sorunu aşmak için geliştirilen yöntemlerden biri, küçük alt hacimlerde parçacık sayısı dalgalanmalarının doğrudan analiz edilmesine dayanır. Üretan-su karışımında bu yöntem, deneysel verilerle iyi uyum gösteren aktivite katsayıları ve kısmi molar hacimler sunmuştur.[10]
2024 yılında yayımlanan bir çalışmada, standart MD yörüngelerinden kısmi molar hacmin hesaplanması için yeni bir yöntem önerilmiştir. Bu yöntem, hacim değişimini belirlemek amacıyla kısa NPT simülasyonları ve serbest enerji pertürbasyon hesaplamalarını birleştirir; hesaplama maliyetini önemli ölçüde düşürmesi bakımından dikkat çekicidir.[11]
2.3 Derin Ötektik Çözücülerde Kısmi Molar Özellikler
Derin ötektik çözücüler (DES), kolin klorür ve üre gibi bileşenlerden oluşan ve konvansiyonel organik çözücülere kıyasla daha çevre dostu alternatifler sunan sistemlerdir. Bu sistemlerde kısmi molar özelliklerin bileşime bağlı değişimi, Kirkwood-Buff kuramı ve MD simülasyonları aracılığıyla incelenmiştir. Üre mol kesrinin artmasıyla katyon-anyon hidrojen bağı sayısının azaldığı, buna karşın üre-üre hidrojen bağı sayısının yükseldiği; bu yapısal dönüşümün kısmi molar hacimleri doğrudan etkilediği saptanmıştır.[12]
2.4 Proteinlerin Sonsuz Seyreltme Kısmi Molar Özellikleri
Biyofizik alanında, proteinlerin sonsuz seyreltme kısmi molar hacmi termodinamik stabilitenin ve yapısal değişimlerin bir göstergesi olarak kullanılmaktadır. MD simülasyonlarından bu büyüklüğü elde etmek, basınca bağlı serbest enerji değişimlerini ya da simülasyon hacmindeki doğrudan dalgalanmaları hesaplamayı gerektirir. Hidrate elektron sistemine ilişkin 2024 yılında gerçekleştirilen DFT-tabanlı bir çalışmada, kısmi molar hacmin deneysel değerle örtüşebilmesi için simülasyon kutusunun tipik boyutun yaklaşık 3,5 katına çıkarılması gerektiği ortaya konmuştur.[13]
2.5 Süperkritik Koşullarda Kısmi Molar Hacim
Yüksek sıcaklık ve basınç koşullarında, özellikle kritik noktanın yakınında, kısmi molar hacimler son derece büyük ve negatif değerler alabilir. Bu davranış, Krichevskii parametresiyle (çözücünün isotermal kompresibilitesi ile kısmi molar hacmin kritik noktaya yaklaşma hızıyla ilgili bir büyüklük) ilişkilendirilir. Argonun suda sonsuz seyreltmedeki durumu için kapsamlı denklemler, 2023 yılında yayımlanan çalışmada yeniden ele alınmış; yüksek sıcaklık bölgelerinde kısmi molar hacmin özgün değişim örüntüleri raporlanmıştır.[14]
3. Kavramsal Analiz
3.1 Nizam, Gaye ve Sanat Analizi
Kısmi molar hacim ve kimyasal potansiyelin fiziksel yorumu, istatistiksel termodinamiğin derinliklerine inildiğinde dikkat çekici bir matematiksel zemin üzerine oturduğu görülür.
Kirkwood-Buff kuramı, makroskopik termodinamik nicelikler (kısmi molar hacimler, kimyasal potansiyelin türevleri, isotermal kompresibilite) ile mikroskobik yapı (radyal dağılım fonksiyonları) arasındaki ilişkiyi kesin ve evrensel biçimde belirler. Radyal dağılım fonksiyonu , iki molekül arasındaki mesafeye göre olasılık dağılımını betimler ve her çift için özgün bir imza taşır. Bu imzaların belirli integral biçimlerinde bir araya gelerek makroskopik ölçülebilir nicelikler üretmesi ve bu nicelikler arasındaki bağıntının Gibbs-Duhem denklemi aracılığıyla tek bir kısıtlayıcı ilişkiyle çerçevelenmesi düşündürücüdür.[15]
Kimyasal potansiyelin biçimindeki ifadesi, logaritmik bir yapıya sahiptir. Bu yapı, çok geniş bir enerji aralığında (solüt konsantrasyonunun pek çok büyüklük mertebesinde değiştiği koşullarda) sistemin tutarlı bir denge davranışı sergilemesini sağlar. Logaritmik ölçeğin evrenselliği, monomolekülden biyopolimere uzanan geniş bir yelpazede faz dengesini, çözünürlüğü ve reaksiyon yönünü tek bir formalizmle ele alabilmeyi mümkün kılar.
Gibbs-Duhem denkleminin ortaya koyduğu kısıt ise başlı başına dikkat çekici bir nizam örneği sunmaktadır. bileşenli bir sistemde bileşen sayısı arttığında serbestlik derecesi de artmasına karşın, bu bağıntı sistem genelinde yoğun değişkenlerin bağlı kaldığı matematiksel tutarlılığın bozulmadan korunduğunu güvence altına alır.
3.2 İndirgemeci Açıklamaların Sınırları
Kısmi molar özelliklere ilişkin yaygın bir sunum biçiminde, “karışım kendi hacmini küçültür” ya da “elektrostatik etkileşimler kısmi molar hacmi düşürür” gibi ifadeler kullanılır. Bu tür ifadeler betimleyici bir kısayol işlevi görmekle birlikte, nedensellik ilişkisi bakımından dikkatli bir değerlendirmeyi gerektirir.
“Elektrostatik etkileşimler hacmi küçültür” denildiğinde, soyut bir kavrama aktif bir işlevsellik atfedilmiş olunur. Gerçekte ise gözlemlenen durum şudur: belirli boyut ve yük dağılımına sahip iyonlar veya polar moleküller, çözücü molekülleriyle özgün etkileşim geometrileri oluşturur; bu geometriler sonucunda moleküller arası mesafeler, saf bileşenlerdeki değerlerden farklı bir denge noktasına oturur ve bu farklılaşma, macroscopic ölçekte negatif bir aşırı hacim olarak gözlemlenir.
Benzer biçimde, “kimyasal potansiyel madde transferini yönetir” ifadesi de temkinle değerlendirilmelidir. Kimyasal potansiyel, bir termodinamik büyüklüktür ve tanımı gereği bir ölçüm protokolüne —karışıma sonsuz küçük miktarda bileşen eklenmesi halinde Gibbs enerjisindeki değişime— karşılık gelir. Maddenin bir fazdan diğerine transferi bu büyüklüğün değerleriyle ilişkilendirilmektedir; ancak söz konusu transfer, moleküller arasındaki gerçek fiziksel etkileşimlerin —çarpışmalar, Brownian hareketler, potansiyel enerji yüzeyleri— sonucunda gerçekleşir. Termodinamik yasalar bu süreci betimler; sürecin kendisini oluşturmaz.[16]
Fugasiteler bağlamında da benzer bir durum söz konusudur. “Fugasite, gerçek gazın ideal davranıştan sapmasını ölçer” ifadesi doğru bir tanım olmakla birlikte, bu sapmanın nedenleri moleküler boyuttaki etkileşim enerjilerine, boyut parametrelerine ve faz uzayındaki örnekleme olasılıklarına dayanır; fugasitanın kendisi bu nedenleri “kavraması” veya “hesaba katması” sonucunu doğurmaz.[17]
3.3 Hammadde ve Sanat Ayrımı: Bileşenden Karışım Özelliğine
Kısmi molar özelliklerin en çarpıcı yönü, bir karışımın sergilediği termodinamik niteliklerin bileşenlerinden büyük ölçüde farklı olabilmesidir. Bu durum, hammadde ile organize edilmiş yapı arasındaki ayrıma ilişkin temel bir sorgulamayı beraberinde getirir.
Etanol ve suyun saf haldeki molar hacimleri sırasıyla yaklaşık ve ’dir. Bu iki sıvı karıştırıldığında, bileşime bağlı olarak toplam hacmin beklenen değerin altında kaldığı —yani negatif aşırı hacim oluştuğu— gözlemlenir. Saf etanol moleküllerinde de, saf su moleküllerinde de bu negatif sapmanın herhangi bir izi bulunmaz; sapma ancak ikisi bir arada belirli bir bileşimde bir araya geldiğinde ortaya çıkar.[18]
Amino asitlerin sulu çözeltilerdeki kısmi molar hacimleri de bu bağlamda incelenmeye değer bir örnek sunar. Glisin, β-alanin ve homoloğu olan amino asitlerin kısmi molar hacimleri, alkil zinciri uzadıkça düzenli biçimde artar; ancak bu artış, yalnızca gruplarının katkısıyla açıklanamaz. Çözücü-çözünen etkileşimleri, birincil hidratasyon kabuğunun geometrisi ve solvatasyon serbest enerjisindeki değişimler; bileşen atomlarının toplamından beklenmeyen molar hacim değerleri üretir.[19]
Kirkwood-Buff kuramı bu olguyu titiz bir matematiksel dille ortaya koyar: çift korelasyon fonksiyonlarının uzaysal integralleri, her iki bileşenin saf haldeki yapısından farklı değerler alarak makroskopik aşırı özelliklere dönüşür. Bu dönüşüm, parçaların yalnızca varlığından değil; belirli bir uzaysal düzen ve etkileşim geometrisinden kaynaklanır.[20]
Benzer bir örüntü, derin ötektik çözücülerde de gözlemlenir. Kolin klorür ve üreden oluşan 1:2 molar oranlı sistem, salt bileşenlerinin özelliklerinden tahmin edilemeyen erime noktası depresyonu, özgün viskozite ve çözücülük niteliği sergiler. Bu özelliklerin yalnızca hidrojen bağı sayısı ve yoğunluğuyla ilişkilendirilebilmesi ise bileşenler düzeyinde bulunmayan bir organizasyonel katkının varlığını akla getirir.[21]
4. Sonuç
Kısmi molar hacim ve kimyasal potansiyel, çok bileşenli sistemlerin termodinamiğini anlamanın iki vazgeçilmez aracını oluşturur. Kısmi molar hacim, bir bileşenin karışım içinde kapladığı “etkin uzayı” —komşu moleküllerle kurduğu etkileşimlerin tüm karmaşıklığını yansıtacak biçimde— belirlerken; kimyasal potansiyel, madde transferinin, faz dengesinin ve kimyasal reaksiyonların yönünü belirleme açısından termodinamiğin en temel yoğun büyüklüğü olma özelliğini korur.
Moleküler dinamik simülasyonları ve Kirkwood-Buff kuramının güçlü çerçevesi, bu niceliklerle mikro-yapısal bilgileri birleştiren tutarlı bir anlayış sunar. Saf bileşenlerden ölçülen niteliklerin, belirli bir bileşim ve etkileşim örüntüsüyle bir araya geldiklerinde yerini farklı —ve prensipte hesaplanabilir ama yalnızca birlikte ortaya çıkan— özelliklere bırakması; deneysel olarak defalarca saptanmış, matematiksel olarak kesin biçimde çerçevelenmiş bir gerçekliktir.
Bu gerçekliğin ne anlam taşıdığı —saf bileşenlerden beklenmeyen özelliklerin belirli organizasyon düzeylerinde nasıl ortaya çıktığı sorusu— delillerin ışığında nihai karar okuyucunun kendi aklına ve vicdanına bırakılmaktadır.
Kaynakça
- ↑ Atkins, P., & de Paula, J. (2014). Physical Chemistry (10. baskı). Oxford University Press.
- ↑ Ott, J. B., & Boerio-Goates, J. (2000). Chemical Thermodynamics: Advanced Applications. Academic Press.
- ↑ Lewis, G. N. (1901). The law of physico-chemical change. Proceedings of the American Academy of Arts and Sciences, 37, 49–69.
- ↑ Gibbs, J. W. (1875–1878). On the equilibrium of heterogeneous substances. Transactions of the Connecticut Academy of Arts and Sciences, 3, 108–248.
- ↑ Sandler, S. I. (2006). Chemical, Biochemical, and Engineering Thermodynamics (4. baskı). Wiley.
- ↑ Masson, D. O. (1929). Solute molecular volumes in relation to solvation and ionization. Philosophical Magazine, 8, 218–235.
- ↑ Zhao, C., & Ma, P. (2019). Partial molar volumes, partial molar compressibilities, and viscosities of α,ω-amino acids in water and in aqueous solutions of sodium chloride over a temperature range of 293.2–333.2 K. Journal of Chemical & Engineering Data, 64(4), 1602–1618. https://doi.org/10.1021/acs.jced.8b00236
- ↑ Kirkwood, J. G., & Buff, F. P. (1951). The statistical mechanical theory of solutions. The Journal of Chemical Physics, 19(6), 774–777. https://doi.org/10.1063/1.1748352
- ↑ Ganguly, P., & van der Vegt, N. F. A. (2013). Convergence of sampling Kirkwood–Buff integrals of aqueous solutions with molecular dynamics simulations. Journal of Chemical Theory and Computation, 9(3), 1347–1355. https://doi.org/10.1021/ct301017q
- ↑ Schnell, S. K., Liu, X., Simon, J.-M., Bardow, A., Bedeaux, D., Vlugt, T. J. H., & Kjelstrup, S. (2011). Calculating thermodynamic properties from fluctuations at small scales. The Journal of Physical Chemistry B, 115(37), 10911–10918. https://doi.org/10.1021/jp204347p
- ↑ Imani Parashkooh, H., & Jian, C. (2024). An innovative method for calculating partial molar volume from a standard molecular trajectory. Journal of Molecular Liquids, 395, 123879. https://doi.org/10.1016/j.molliq.2023.123879
- ↑ Polat, H. M., de Meyer, F., Houriez, C., Moultos, O. A., & Vlugt, T. J. H. (2023). Solving chemical absorption equilibria using free energy and quantum chemistry calculations. Journal of Chemical Theory and Computation, 19(9), 2616–2629. https://doi.org/10.1021/acs.jctc.3c00144
- ↑ Borrelli, W. R., Mei, K. J., Park, S. J., & Schwartz, B. J. (2024). Partial molar solvation volume of the hydrated electron simulated via DFT. The Journal of Physical Chemistry B, 128(10), 2425–2431. https://doi.org/10.1021/acs.jpcb.3c05091
- ↑ Novikov, A. A. (2023). Equation of state of an infinitely dilute solution of argon in water. Russian Journal of Physical Chemistry A, 97(5), 910–920. https://doi.org/10.1134/S0036024423050205
- ↑ Kirkwood, J. G., & Buff, F. P. (1951). The statistical mechanical theory of solutions. The Journal of Chemical Physics, 19(6), 774–777. https://doi.org/10.1063/1.1748352
- ↑ Sandler, S. I. (2006). Chemical, Biochemical, and Engineering Thermodynamics (4. baskı). Wiley.
- ↑ Lewis, G. N. (1901). The law of physico-chemical change. Proceedings of the American Academy of Arts and Sciences, 37, 49–69.
- ↑ Ott, J. B., & Boerio-Goates, J. (2000). Chemical Thermodynamics: Advanced Applications. Academic Press.
- ↑ Zhao, C., & Ma, P. (2019). Partial molar volumes, partial molar compressibilities, and viscosities of α,ω-amino acids in water and in aqueous solutions of sodium chloride over a temperature range of 293.2–333.2 K. Journal of Chemical & Engineering Data, 64(4), 1602–1618. https://doi.org/10.1021/acs.jced.8b00236
- ↑ Ganguly, P., & van der Vegt, N. F. A. (2013). Convergence of sampling Kirkwood–Buff integrals of aqueous solutions with molecular dynamics simulations. Journal of Chemical Theory and Computation, 9(3), 1347–1355. https://doi.org/10.1021/ct301017q
- ↑ Polat, H. M., de Meyer, F., Houriez, C., Moultos, O. A., & Vlugt, T. J. H. (2023). Solving chemical absorption equilibria using free energy and quantum chemistry calculations. Journal of Chemical Theory and Computation, 19(9), 2616–2629. https://doi.org/10.1021/acs.jctc.3c00144