Menüyü değiştir
Toggle preferences menu
Kişisel menüyü aç / kapat
Oturum açık değil
Your IP address will be publicly visible if you make any edits.

Faz Hızı: Bir Boyutta İlerleyen Dalgaların Yayılma Hızı

Bir ip üzerinde oluşturulan sarsıntı, bir göl yüzeyinde genişleyen halkalar ya da havada ilerleyen bir ses dalgası incelendiğinde ortak bir nicelik öne çıkar: dalga örüntüsünün uzayda belirli bir hızla yer değiştirmesi. Tek bir frekanstan oluşan ideal bir dalgada bu yer değiştirme, dalganın sabit fazlı bir noktasının — örneğin bir tepe noktasının — ortamda ilerleme hızıyla tanımlanır. Bu nicelik faz hızı olarak adlandırılır ve dalga hareketinin temel betimleyicilerinden biridir.[1]

Faz hızı, dalganın kendi titreşim hızıyla (ortamdaki parçacıkların salınım hızıyla) karıştırılmamalıdır. Bir ip dalgasında ipin her noktası yalnızca dikine titreşirken, dalga deseninin tamamı yatay doğrultuda ilerler; işte bu desenin ilerleme hızı faz hızıdır. Bu ayrım, dalganın taşıdığı bilgiyi maddenin kendisinden bağımsız olarak ele almayı mümkün kılar.

Temel Kavramlar ve İşleyiş

Bir boyutta ilerleyen bir dalga, konumdan ve zamandan bağımsız değil, bunların belirli bir bileşiminden bağımlı bir fonksiyonla betimlenir. Sağa doğru ilerleyen herhangi bir dalga deseni f(xvt) biçiminde yazılabilir; argümandaki x terimi xvt ile değiştirildiğinde desen zamanla ilerler. Burada v pozitifse desen ileri yönde, f(x+vt) biçimindeyse geri yönde ilerler.[2]

Tek frekanslı (monokromatik) harmonik bir dalga için bu betimleme şu biçimi alır:

y(x,t)=Acos(kxωt+φ)

Burada A genlik, k=2π/λ dalga sayısı (uzaysal frekans), ω=2πf açısal frekans, φ ise başlangıç faz açısıdır. Kosinüsün içindeki tüm ifade — yani ϕ=kxωt+φ — dalganın fazını oluşturur. Faz hızı, bu fazın sabit kaldığı bir noktanın ilerleme hızıdır.[3]

Sabit faz koşulu, ϕ’nin türevinin sıfıra eşitlenmesiyle elde edilir. kxωt=sabit ifadesinde her iki tarafın zamana göre türevi alındığında:

kdxdtω=0vfaz=dxdt=ωk

Bu bağıntı faz hızının en temel tanımıdır. Aynı ifade, ω=2πf ve k=2π/λ yerine konularak daha tanıdık bir biçime indirgenir:

vfaz=ωk=2πf2π/λ=λf

Yani faz hızı, dalga boyu ile frekansın çarpımına eşittir. Bu sade bağıntı, dalga boyu ve frekansın birbirinden bağımsız olmadığını; bir ortamda faz hızı belirlendiğinde bu ikisinin birbirini kesin bir oranla tamamlamak zorunda kaldığını göstermektedir.

Faz Hızını Belirleyen Ortam Özellikleri

Faz hızının değeri dalganın kendisinde değil, içinde ilerlediği ortamın fiziksel özelliklerinde gizlidir. Gergin bir ip üzerinde ilerleyen enine dalganın hızı, ipteki gerilme kuvveti FT ile birim uzunluk başına düşen kütle (çizgisel yoğunluk) μ arasındaki ilişkiyle belirlenir:

v=FTμ

Bu ifade Newton’un ikinci yasasının ip üzerindeki küçük bir kütle elemanına uygulanmasıyla elde edilir; gerilme arttıkça dalga hızlanır, çizgisel yoğunluk arttıkça yavaşlar.[4] Burada dikkat çekici olan, hızın yalnızca iki ortam parametresine bağlı olması ve dalganın genliğinden ya da frekansından tümüyle bağımsız kalmasıdır — geri çağırıcı kuvvet ile atalet arasındaki denge, dalganın ilerleme hızını tek başına tayin etmektedir.

Bir akışkanda ilerleyen ses dalgaları için aynı yapı korunur; bu kez geri çağırıcı nicelik ortamın hacimsel esneklik modülü K, atalet ise yoğunluk ρ olur. Newton-Laplace bağıntısı bu hızı verir:

v=Kρ

Elektromanyetik dalgalar için ise faz hızı, ortamın elektriksel ve manyetik tepkisiyle, yani kırılma indisi n ile belirlenir:

vfaz=cn,n=εrμr

Boşlukta n=1 olduğundan faz hızı ışık hızı c’ye eşittir; ortam içinde ise tipik olarak c’nin altına iner.[5] Üç farklı dalga türünün — mekanik ip dalgası, akustik dalga, elektromanyetik dalga — aynı v=ω/k çatısı altında, her birinde bir geri çağırıcı nicelik ve bir atalet niceliğinin oranıyla betimlenebilmesi, görünüşte birbirinden uzak olguların ortak bir nizama bağlı işlediğini göstermektedir.

Faz Hızının Sayısal Mertebeleri

Örnek: Gitar telinde dalga hızı

Bir akustik gitarın ince mi (high E) telinin çizgisel yoğunluğu μ=3,09×104kg/m, gerilmesi ise FT=56,40N olsun. Bu telde oluşturulan enine dalganın faz hızı:

v=FTμ=56,40N3,09×104kg/m=1,825×105m2/s2427m/s

Çıkan değer, sıradan bir telde dalganın saniyede yüzlerce metre yol aldığını gösterir. Aynı tel iki kat daha gergin hâle getirildiğinde hız yalnızca 21,41 kat artar; gerilmenin dört katına çıkarılması gerekir ki hız iki katına ulaşsın. Bu kareköklü bağıntı, müzik aletlerinin akort edilmesindeki hassas dengeyi de açıklamaktadır.

Örnek: Dalga fonksiyonundan faz hızı

Çizgisel yoğunluğu 5g/m olan gergin bir telde ilerleyen dalga y=0,003sin(450t9x) ifadesiyle veriliyorsa (SI birimlerinde), açısal frekans ω=450rad/s ve dalga sayısı k=9rad/m doğrudan okunur. Faz hızı:

vfaz=ωk=4509=50m/s

Bu hızdan geriye doğru gidilerek teldeki gerilme de bulunur. v=FT/μ bağıntısı ters çevrildiğinde:

FT=v2μ=(50)2×(5×103)=2500×0,005=12,5N

Yalnızca dalga deseninin matematiksel ifadesinden hareketle ortamın mekanik durumuna — telin ne kadar gergin olduğuna — ulaşılabilmesi, fazın içine kodlanmış bilginin zenginliğini göstermektedir.[6]

Örnek: Havada ses hızı ve Laplace düzeltmesi

Newton, ses dalgalarının havadaki yayılımını eşsıcaklık (izotermal) bir süreç sayarak hacimsel modülü basıncın kendisine eşitlemişti. Standart koşullarda P=1,013×105Pa ve ρ=1,293kg/m3 alındığında:

vNewton=Pρ=1,013×1051,293280m/s

Bu değer, deneysel olarak ölçülen yaklaşık 331m/s’lik hızdan belirgin biçimde sapmaktaydı.[7] Laplace, sıkışma ve seyrelmenin havada o denli hızlı gerçekleştiğini ve havanın ısı iletiminin o kadar düşük olduğunu göz önüne alarak sürecin ısıl yalıtımlı (adyabatik) işlediğini ortaya koydu. Bu durumda hacimsel modül γP olur (γ=CP/CV1,4 iki atomlu gazlar için):

vLaplace=γPρ=1,4×1,013×1051,293331m/s

Tek bir katsayının — yalnızca γ=1,4 değerinin — sürece dahil edilmesi, %18’lik bir sapmayı ölçümle tam uyuma çeviren bir sonucu doğurmaktadır. Sesin yayılma hızının havanın ısıl davranışına bu derece bağlı olması, görünüşte ayrı görünen termodinamik ve dalga olgularının aynı denklemde buluştuğunu işaret etmektedir.

Dispersiyon ve Faz Hızının Frekansa Bağlılığı

Bir ortamda faz hızı her frekans için aynıysa, ortam dispersif olmayan (saçınımsız) olarak nitelendirilir; bu durumda farklı frekanslardaki bileşenler birlikte, deformasyona uğramadan ilerler. Ancak çoğu gerçek ortamda faz hızı dalga boyuna bağlıdır: vfaz(k). Böyle ortamlar dispersif (saçınımlı) adını alır ve birden çok frekans bileşeni içeren bir dalga paketi ilerledikçe yayılarak biçim değiştirir.[8]

Birden çok frekansın üst üste binmesiyle oluşan bir dalga paketinde iki ayrı hız tanımlanır. Taşıyıcı dalganın tepe ve çukurları faz hızıyla ilerlerken, paketi saran zarf (envelope) grup hızı ile hareket eder:

vgrup=dωdk

Faz hızı ile grup hızı, Rayleigh bağıntısıyla ilişkilidir; türev terimi sıfır olduğunda ikisi eşitlenir ve dispersiyon ortadan kalkar.[9] Enerji ve bilgi, paketin zarfıyla taşındığından grup hızı çoğu zaman bilginin yayılma hızı olarak yorumlanır. Bu ayrım, faz hızının kimi durumlarda ışık hızını aşabilmesine karşın hiçbir nedensellik ilkesinin çiğnenmemesinin nedenidir: aşan nicelik faz hızıdır, bilgi taşıyan grup hızı değil.

Dispersiyonun somut bir örneği derin sudaki yerçekimi dalgalarında görülür. Bu dalgalarda faz hızı dalga boyunun kareköküyle artar; uzun dalga boylu bileşenler kısa olanlardan daha hızlı ilerler. Bir fırtına merkezinden yola çıkan dalga paketi yüzlerce kilometre boyunca ilerlerken uzun dalgalar öne geçerek kıyıya önce ulaşır ve paket giderek yayılır. Yerçekimi dalgalarında grup hızının faz hızının yarısı kadar olması bu yayılmanın matematiksel temelini oluşturur: tek tek tepe noktaları paketin önünden doğup arka kenarında kaybolarak zarften iki kat hızlı geçer. Optik liflerde de aynı olgu belirleyici öneme sahiptir; grup hızı dispersiyonu, taşınan ışık darbelerinin zamanla genişlemesine yol açtığından yüksek hızlı veri iletiminde temel bir sınırlayıcı etken olarak ele alınır.

Güncel Araştırmalardan Bulgular

Faz hızının ışık hızını aşabileceği olgusu, modern fiziğin titizlikle incelediği bir alandır. X-ışını frekanslarındaki camda ya da atomik rezonansların yakınında kırılma indisi 1’in altına inebilir; bu durumda faz hızı c’yi aşar. Plazma ortamlarda ve özel olarak inşa edilen dispersif tek eksenli (uniaxial) ortamlarda faz hızının c’nin binlerce katına ulaşabildiği hem kuramsal hem deneysel çalışmalarla gösterilmiştir.[10] Bu sonuçlar, ilgili çalışmalarda görelilik kuramının yasaklarıyla çelişmediği biçimde yorumlanmaktadır; çünkü ışık hızı sınırı tek frekanslı bir dalganın faz noktasına değil, bilgi ve enerji aktarımına uygulanır.[11]

Metamalzemeler (metamaterials) alanındaki çalışmalar, faz hızının yalnızca büyüklüğünün değil yönünün de olağandışı değerler alabileceğini ortaya koymuştur. Elektriksel geçirgenlik ve manyetik geçirgenliğin eşzamanlı olarak negatif olduğu çift-negatif ortamlarda faz hızı, enerji akışının (Poynting vektörünün) tersi yönde — yani negatif — olabilmektedir.[12] Akustik metamalzemelerde de benzer biçimde, kütle yoğunluğu ve hacimsel modülün her ikisinin negatif olduğu dar frekans bantlarında negatif faz hızı ve negatif kırılma elde edilmiştir; üyelerin gerginliği harici bir gerilimle ayarlanarak bu bandın kaydırılabildiği deneysel olarak gösterilmiştir.[13] Bu yapılarda negatif faz hızının ortaya çıkması için birden çok parametrenin eşzamanlı ve hassas biçimde sağlanması gerekmektedir; bu eşzamanlılık koşulu, rastlantısal bir oluşumdan çok ince ayarlı bir tertibe işaret eder.

Faz hızı kavramının en şaşırtıcı uzantılarından biri madde dalgalarında görülür. de Broglie hipotezine göre kütlesi olan her parçacığa bir dalga eşlik eder ve bu dalganın faz hızı, parçacığın enerjisinin momentuma oranıyla verilir:

vfaz=ωk=Ep=mc2mv=c2v

Parçacık hızı v<c olduğundan, faz hızı her zaman c2/v>c değerini alır — yani ışık hızını aşar.[14] Buna karşılık parçacığa eşlik eden dalga paketinin grup hızı tam olarak parçacığın kendi hızı v’ye eşittir; faz hızı ile grup hızının çarpımı vfazvgrup=c2 sabitini verir. Soyut bir matematiksel ifade gibi görünen faz hızının, parçacığın gözlemlenebilir hareketiyle bu kadar zarif bir bağıntıyla örülmüş olması dikkat çekicidir.

Kavramsal Analiz

Nizam, Gaye ve Sanat

Faz hızının üç ayrı dalga türünde — mekanik, akustik, elektromanyetik — aynı v=ω/k çatısı altında, her seferinde bir geri çağırıcı nicelik ile bir atalet niceliğinin oranı biçiminde betimlenebilmesi, ilk bakışta birbirinden tümüyle kopuk olguların ortak bir işleyiş kanununa bağlı olduğunu göstermektedir. İpte gerilme ile çizgisel yoğunluk, gazda esneklik modülü ile yoğunluk, ortamda elektriksel ile manyetik geçirgenlik — farklı maddi niceliklerin tamamı, aynı matematiksel yapıyı sergilemek üzere tertip edilmiş görünmektedir. Bu örtüşme, evrenin farklı katmanlarında işleyen bir nizamın aynı dilden konuştuğunu düşündürmektedir.

Bu işleyiş her gün gözlemlenir; bir telin titreşimi, havadaki sesin yayılması ya da ışığın camdan geçişi sıradanlaşmıştır. Ancak bu olağan görünüşe “Bu bize ne anlatıyor?” diye sorulduğunda, alışkanlık perdesinin ardında dikkat çekici bir incelik belirir. Faz hızının dalganın genliğinden ya da başlangıç fazından tümüyle bağımsız kalması, yalnızca ortamın iki temel niceliğine bağlanması, kendiliğinden açık bir durum değildir. Dalga deseninin ilerleme hızının bu kadar az sayıda parametreyle ve bu kadar kararlı biçimde belirlenmesi, gelişigüzel değil ölçülü bir tertibin işaretidir.

Ses hızının havada izotermal değil adyabatik bir süreçle belirlenmesi bu inceliği somutlaştırır. Newton’un eşsıcaklık varsayımı %18’lik bir sapma doğururken, yalnızca γ=1,4 katsayısının sürece girmesi sonucu ölçümle tam uyuma getirmektedir. Bu katsayı, havanın iki atomlu moleküllerinin serbestlik derecelerinden — yani moleküler yapısının en ince ayrıntısından — gelmektedir. Dalganın yayılma hızının gazın moleküler mimarisine bu denli duyarlı olması, makroskobik bir olgu ile mikroskobik bir yapının birbirine hatasızca bağlanmış olduğunu göstermektedir.

Burada okuyucuyu düşünmeye davet eden bir soru belirir: Havadaki bir azot ya da oksijen molekülü, bir ses dalgasının önünden geçerken hangi hızla sıkışıp seyrelmesi gerektiğini nasıl “bilir”? Görmeyen, duymayan, hiçbir hedefi olmayan bu molekül, sıkışmanın adyabatik mi izotermal mi olacağını, hangi serbestlik dereceleriyle enerji depolayacağını ve sonuçta dalganın saniyede tam 331 metre ilerlemesini sağlayacak tepkiyi her seferinde nasıl hatasızca üretir? Tek bir molekülün ne bir niyeti ne bir planı vardır; ancak milyarlarca molekül bir araya geldiğinde, hepsinin uyduğu kesin bir hız ortaya çıkmaktadır.

Faz hızı ile grup hızı arasındaki ilişki bu nizamın en zarif boyutunu sunar. Madde dalgalarında faz hızının c2/v olması ve grup hızıyla çarpımının tam olarak c2 sabitini vermesi, görünüşte birbirinden bağımsız iki niceliğin değişmez bir kanunla birbirine bağlandığını gösterir. Bu yapı yalnızca varlığıyla değil, hangi niceliklerin hangi oranla bir araya getirildiğini önceden gözeten bir tertibin eseri olarak durmaktadır. Faz hızının ışık hızını aşmasına izin verilirken bilgi taşıyan grup hızının bu sınır içinde tutulması — yani nedensellik ilkesinin tam da bu ayrımla korunması — gelişigüzel bir düzenlemeden çok, sınırı ve serbestliği birlikte gözeten ince bir ölçünün işaretidir.

Metamalzemelerde negatif faz hızının ancak birçok parametrenin eşzamanlı sağlanmasıyla elde edilebilmesi, doğal ortamların sergilediği olağan davranışın ne kadar özel bir denge üzerine kurulu olduğunu da göstermektedir. İnsan eliyle bu olağandışı davranışı üretmek için laboratuvarda titiz bir çaba gerekirken, sıradan ortamlardaki kararlı ve öngörülebilir faz hızı, kendiliğinden var olmuş bir sadelik değil, korunmuş bir nizamdır.

İndirgemeci Yaklaşımların ve Fail-Meful Hatasının Eleştirisi

Dalga olgularını betimleyen yaygın dil, çoğu zaman cansız niceliklere ya da soyut kavramlara aktif bir fail rolü yükler. “Ortam dalgayı yavaşlatır”, “kırılma indisi faz hızını seçer”, “dalga en kısa yolu izler” gibi ifadeler, bir olguya isim vermeyi onu açıklamakla eşdeğer saymanın doğurduğu bir yanılsamayı taşır. Oysa “kırılma indisi” adını vermek, faz hızının neden tam o değeri aldığını açıklamaz; yalnızca gözlemlenen oranı etiketler.

Bir kırılma indisi bir şeyi “seçmez”. Gerçekte olan şudur: ortamın elektriksel ve manyetik tepkisi belirli sayısal değerlere sahiptir ve bu değerler altında elektromanyetik dalganın faz hızı c/n değerini alır. Burada bir tercih, bir karar ya da bir niyet yoktur; belirli koşullar altında belirli bir sonuç meydana gelir. “Seçim” dili, aracın kendisine, ona bu davranışı kazandıran düzenin niteliğini atfetmektedir — bu, fail ile mefulü (işi yapan ile işin yapıldığı aracı) birbirine karıştırmaktır.

Benzer biçimde, “dalga en kısa zamanı izler” ya da “doğa en verimli yolu bulur” gibi ifadeler, “doğa” gibi soyut bir kavramı etkin bir özne konumuna yerleştirir. Doğa soyut bir addır; aktif müdahalede bulunamaz. Gözlemlenen, belirli koşullar altında belirli bir örüntünün ortaya çıkmasıdır; bu örüntünün kaynağına dair soru ise bu adlandırmayla cevaplanmamış kalmaktadır. Bir hesap makinesinin doğru sonuç vermesi makinenin “akıllı” olduğunu değil, onu bu işlevle donatan zihnin kapasitesini gösterdiği gibi; bir ortamın dalgayı belirli bir hızla iletmesi de ortamın “bilgeliğini” değil, ona bu özelliği yükleyen bir nizamın varlığını işaret eder.

Yasaların kendisi de fail değildir. v=ω/k bağıntısı ya da Newton-Laplace formülü, olguyu üreten bir kuvvet değil, gözlemlenen düzenli işleyişin tanımıdır. Formül, hangi koşulda hangi sonucun elde edileceğini betimler; o sonucu var eden, formülün matematiksel ifadesi değildir. Betimleyici ile kurucu arasındaki bu ayrım gözden kaçırıldığında, bilimsel dilin kısayolları açıklamanın kendisi sanılır. Faz hızını ω/k olarak yazmak onu hesaplamayı mümkün kılar; ancak açısal frekans ile dalga sayısının neden tam bu oranı sağlayacak biçimde bir ortamda var edildiği sorusu, bağıntının kendisinin ötesinde kalmaktadır.

Hammadde ve Sanat Ayrımı

Faz hızı, hiçbir bileşeninde tek başına bulunmayan bir niceliktir. Bir gitar telinin atomlarını tek tek incelendiğinde, hiçbir atomda “saniyede 427 metre” diye bir özellik bulunmaz. Bir azot molekülünün kendisinde “331 m/s” yazmaz. Tek bir atomun ne bir dalga boyu ne bir frekansı vardır; faz hızı, ancak çok sayıda bileşen belirli bir gerilme, belirli bir yoğunluk ve belirli bir esneklikle bir araya geldiğinde — yani bir bütün oluştuğunda — ortaya çıkan bir özelliktir.

Burada hammadde ile sanat arasındaki ayrım belirginleşir. Hammadde, sistemin temel bileşenleridir: atomlar, moleküller, yük taşıyıcılar. Sanat ise bu bileşenlerden inşa edilen, hiçbirinde ayrı ayrı bulunmayan işlevsel bütündür: belirli bir faz hızıyla dalga ileten ortam. Bir kutu dolusu gevşek tel parçası kendiliğinden akort olup belirli bir notayı tınlatan bir enstrümana dönüşmediği gibi, dağınık moleküller de kendiliğinden ölçülü bir hızla ses ileten bir ortam oluşturmaz. Teller bu sistemin ham maddesiyse, akordun kendisi — yani hangi gerilmede hangi hızın elde edileceğini belirleyen düzen — nereden gelmektedir?

Bu “fazla özellik” sorusu, bileşenlerin listesini vermekle yanıtlanamaz. Bir ortamın kırılma indisini, elektriksel ve manyetik geçirgenliklerini ölçüp v=c/n değerini hesaplamak mümkündür; ancak bu niceliklerin neden tam birbirini tamamlayacak değerlerde bir araya getirildiği, ölçümün kendisinde gizli değildir. Madde dalgalarında faz hızı ile grup hızının çarpımının değişmez bir c2 sabitini vermesi, parçacığın ne enerjisinde ne momentumunda tek başına yazılı olan bir özelliktir; iki niceliğin belirli bir ilişkiyle birbirine bağlanmış olmasından doğan, bütüne ait bir niteliktir.

Hammadde, sanat eserinin malzemesidir; ancak malzemenin kendisi sanatı açıklamaz. Bir ortamı inceleyen biri, yalnızca onu oluşturan atomlarla değil, o atomlara belirli bir faz hızı sergileyecek işlevi yükleyen düzenle de yüzleşmektedir. Cansız bileşenlerin, hiçbirinde bulunmayan bir kanunu her seferinde aynı kesinlikle takip ederek işlevsel bir bütün oluşturması, bileşenlerin sayımıyla kapanmayan bir soruyu açık bırakmaktadır.

Sonuç

Faz hızı, dalga deseninin sabit fazlı bir noktasının ortamda ilerleme hızı olarak, v=ω/k=λf bağıntısıyla tanımlanan temel bir niceliktir. Bu nicelik üç farklı dalga türünde — gergin ipteki mekanik dalga, gazdaki ses dalgası, ortamdaki elektromanyetik dalga — aynı yapısal çatı altında, her seferinde bir geri çağırıcı nicelik ile bir atalet niceliğinin oranı biçiminde betimlenir. Faz hızının dalganın genliğinden bağımsız kalması, yalnızca ortamın temel parametrelerine bağlanması, ses hızının gazın moleküler yapısına duyarlılığı ve madde dalgalarında faz ile grup hızının değişmez bir sabitle birbirine örülmesi, dalga olgusunun gelişigüzel değil ölçülü bir nizam içinde işlediğini ortaya koymaktadır.

Faz hızının ışık hızını aşabildiği, kimi ortamlarda yönünün tersine dönebildiği durumlarda dahi, bilgi taşıyan grup hızının evrensel sınır içinde tutulması; nedenselliğin tam da bu ince ayrımla korunması, sistemin hem serbestliği hem sınırı birlikte gözeten bir düzene bağlı olduğunu göstermektedir. Bilimsel veriler bu işleyişin “nasıl” gerçekleştiğini açık biçimde betimlemekte; ancak bileşenlerin hiçbirinde tek başına bulunmayan bu niceliklerin neden tam birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirildiği sorusu, formüllerin ve ölçümlerin ötesinde durmaktadır. Deliller ışığında, dalga hareketinin ardındaki bu nizamın nereye işaret ettiğine dair nihai karar okuyucunun kendi aklına ve vicdanına bırakılmaktadır.

Kaynakça

  1. Ellingson, S. W. (2018). Electromagnetics, Volume 2 — Phase and Group Velocity. Physics LibreTexts. https://phys.libretexts.org/Bookshelves/Electricity_and_Magnetism/Electromagnetics_II_(Ellingson)/06%3A_Waveguides/6.01%3A_Phase_and_Group_Velocity
  2. Trebino, R. (Georgia Tech). Waves, the Wave Equation, and Phase Velocity. Michigan State University Lecture Notes. https://web.pa.msu.edu/courses/2010fall/phy431/PostNotes/PHY431-Slides-Waves_RevisedVersionBasedOnTribinoNotes.pdf
  3. Cline, D. (2021). Variational Principles in Classical Mechanics — 3.11: Wave Propagation. Physics LibreTexts. https://phys.libretexts.org/Bookshelves/Classical_Mechanics/Variational_Principles_in_Classical_Mechanics_(Cline)/03%3A_Linear_Oscillators/3.11%3A_Wave_Propagation
  4. Ling, S. J., Sanny, J., & Moebs, W. (2016). University Physics Volume 1 — 16.3: Wave Speed on a Stretched String. OpenStax. https://openstax.org/books/university-physics-volume-1/pages/16-3-wave-speed-on-a-stretched-string
  5. Paschotta, R. (2025). Phase Velocity. RP Photonics Encyclopedia. https://www.rp-photonics.com/phase_velocity.html
  6. Careers360. (2026). Equation of Travelling Wave on Stretched String — Oscillations and Waves. https://learn.careers360.com/engineering/question-need-explanation-for-equation-of-travelling-wave-on-stretched-string-of-linear-density-5gm-is
  7. Thermaxx Jackets. (2025). The Newton-Laplace Equation & Speed of Sound. https://www.thermaxxjackets.com/news/newton-laplace-equation-sound-velocity/
  8. ScienceDirect. (2024). Phase Velocity — an overview. ScienceDirect Topics. https://www.sciencedirect.com/topics/mathematics/phase-velocity
  9. Wikipedia. (2025). Group velocity. https://en.wikipedia.org/wiki/Group_velocity
  10. Numberanalytics. (2025). Unlocking the Secrets of Phase Velocity in Electromagnetic Waves. https://www.numberanalytics.com/blog/phase-velocity-electromagnetic-waves-optical-phenomena
  11. Weatherall, J. O. (2014). Against Dogma: On Superluminal Propagation in Classical Electromagnetism. arXiv:1409.1164. https://arxiv.org/pdf/1409.1164
  12. Mackay, T. G., & Lakhtakia, A. (2009). Negative refraction, negative phase velocity, and counterposition in bianisotropic materials and metamaterials. Physical Review B, 79(23), 235121. arXiv:0903.1530. https://arxiv.org/pdf/0903.1530
  13. Chen, X., et al. (2016). A tunable acoustic metamaterial with double-negativity driven by electromagnets. Scientific Reports, 6, 30254. https://www.nature.com/articles/srep30254
  14. Vedantu. (2025). Show that the velocity of a matter wave is always greater than that of light. https://www.vedantu.com/question-answer/show-that-the-velocity-of-a-matter-wave-class-11-physics-cbse-602c8cc118414a5ee84f92d1