Menüyü değiştir
Toggle preferences menu
Kişisel menüyü aç / kapat
Oturum açık değil
Your IP address will be publicly visible if you make any edits.

İyon Hareketi, Taşıma Sayıları

Teradigma sitesinden
02.00, 3 Temmuz 2026 tarihinde TikipediBot (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 1531 numaralı sürüm (Makale yüklendi.)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

İyon Hareketi ve Taşıma Sayıları: Elektrolit Çözeltilerinde Yük İletiminin Dinamiği


1. Giriş

Elektrolit çözeltilerinde iyon hareketi, fizikokimyasının en temel ve en kapsamlı araştırılan konularından birini oluşturmaktadır. Elektrik alanın etkisi altında çözeltideki katyonlar ve anyonlar farklı hızlarda ve farklı yönlerde hareket ederek toplam akımın iletilmesine katkıda bulunurlar. Bu iyonların toplam akıma katkılarının kesir halinde ifade edilmesine taşıma sayısı (transport number ya da transference number) adı verilmekte olup bu büyüklük, elektrokimyasal sistemlerin tasarımından biyolojik iyon kanallarının incelenmesine kadar geniş bir uygulama alanı bulmaktadır. Pil elektrolitleri, yakıt hücreleri, iyon değiştirici zarlar ve nörolojik sinyalleşme gibi farklı bağlamlarda taşıma sayısının anlaşılması, sistemin davranışını öngörmenin ve tasarımını optimize etmenin temel koşulunu oluşturmaktadır.


2. Temel Kavramlar ve Teorik Çerçeve

2.1 Taşıma Sayısının Tanımı ve Matematiksel İfadesi

Bir elektrolit çözeltisine dışarıdan elektrik alan uygulandığında, zıt yüklü iyonlar birbirinden ayrı yönlerde hareket eder. Herhangi bir i iyonunun toplam elektrik akımına katkısı, o iyonun taşıdığı yük miktarı ve hızıyla doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda i iyonu için taşıma sayısı ti, söz konusu iyonun taşıdığı kısmi akımın toplam akıma oranı olarak tanımlanmaktadır:

ti=IiItoplam=λici|zi|jλjcj|zj|

Burada λi iyonun molar iletkenliğini, ci derişimini ve zi yük sayısını temsil etmektedir. İkili elektrolit sistemlerinde katyon ve anyon taşıma sayıları toplamı bire eşit olması gerektiğinden:

t++t=1

bağıntısı daima sağlanır.[1]

Taşıma sayısı ile iyon hareketliliği ui (elektrik alan birimi başına hız) arasındaki ilişki de sistematik bir düzen içinde ortaya çıkmaktadır. Bir katyon ve bir anyon içeren basit elektrolit için:

t+=u+u++u,t=uu++u

Bu ifadeler iyon hareketliliğinin doğrudan taşıma sayısını belirlediğini, dolayısıyla iyon boyutu, hidrasyon kabuğu ve çözücü viskozitesi gibi faktörlerin tümünün taşıma sayısına yansıdığını ortaya koymaktadır.

2.2 İyon Hareketliliği ve Nernst-Einstein Bağıntısı

İyon hareketliliği ile difüzyon katsayısı Di arasındaki bağıntı, Nernst-Einstein denkleminde ifadesini bulmaktadır:

Di=uikBT|zi|e

Burada kB Boltzmann sabiti, T mutlak sıcaklık ve e elektron yükü olmak üzere, hareketliliğin sıcaklığa bağımlılığı açıkça görülmektedir. Sıcaklık arttıkça iyonların difüzyon hızı artmakta; bu da daha yüksek iyon hareketliliğine ve dolayısıyla değişen taşıma sayılarına yol açmaktadır.[2]

Molar iletkenlik Λm ise tek tek iyon molar iletkenlikleri λi cinsinden:

Λm=ν+λ++νλ

olarak yazılmakta; burada ν+ ve ν formül birimindeki katyon ve anyon sayılarını göstermektedir. Sonsuz seyreltmedeki molar iletkenlik Λm0 ise Kohlrausch’un bağımsız göç yasasıyla bağlantılıdır:

Λm0=ν+λ+0+νλ0

Bu yasa, yeterince seyreltik ortamda her iyonun sanki tek başına varmış gibi iletkenliğe katkıda bulunduğunu ortaya koymaktadır; iyon iyon etkileşimleri ihmal edilebilir düzeye indiğinde bu durum gözlemlenmektedir.

2.3 Debye-Hückel-Onsager Teorisi ve Konsantrasyon Bağımlılığı

Gerçek çözeltilerde iyon hareketliliği ve dolayısıyla taşıma sayıları, konsantrasyona bağımlı bir davranış sergilemektedir. Bunun temel nedeni, konsantrasyon arttıkça iyon iyon elektrostatik etkileşimlerinin belirginleşmesidir. Her iyon etrafında oluşan iyon atmosferi—zıt yüklü iyonlardan oluşan ve merkezi iyonu çevreleyen istatistiksel dağılım—merkezî iyonun hareketini iki farklı mekanizmayla yavaşlatmaktadır.

Gevşeme etkisi (relaxation effect): Bir iyon hareket ettiğinde, etrafındaki iyon atmosferi bu harekete ayak uyduramaz ve simetrisini kaybeder. Simetrik olmayan bu yük dağılımı, ilerleyen iyona zıt yönde bir elektrostatik kuvvet oluşturur.

Elektroforetik etki (electrophoretic effect): Merkezi iyon hareket ederken çevresindeki çözücü moleküllerini de sürüklediğinden, zıt yönde hareket eden karşı iyonun çözücüsü merkezî iyona karşı akar; bu da etkin bir sürükleme direnci yaratır.

Bu iki etki, Debye, Hückel ve Onsager tarafından kesin matematiksel biçimde formüle edilmiş ve güçlü elektrolitler için molar iletkenliğin konsantrasyona bağımlılığını veren Debye-Hückel-Onsager (DHO) denklemi elde edilmiştir:

Λm=Λm0(A+BΛm0)c

Burada A ve B, yalnızca sıcaklığa, çözücünün dielektrik sabitine ve viskozitesine bağlı sabitlerdir. Bu denklem sonsuz seyreltme limitinde Kohlrausch yasasına dönüşmektedir.[3]

DHO teorisi, c<102 mol L 1 gibi oldukça düşük konsantrasyonlarda geçerlidir. Yüksek konsantrasyonlarda çözeltideki iyon iyon etkileşimleri çok daha karmaşık bir yapı kazanmakta, iyon hidrasyon kabuklarının çakışması, iyon çiftleri ve daha yüksek kümeler oluşmaya başlamakta ve sistemin betimlenebilmesi için Ortalama Küresel Yaklaşım (Mean Spherical Approximation, MSA) ya da mod bağlantı teorisi (mode coupling theory) gibi ileri düzey yaklaşımlar gerekmektedir.[4]

2.4 Referans Çerçevesi ve Gerçek Taşıma Sayısı

Taşıma sayısının tanımı, görünürde basit görünmesine karşın derin bir kavramsal incelik barındırmaktadır: hangi referans çerçevesinde ölçüldüğü. Deneysel ölçümler genellikle çözücüye sabit referans çerçevesinde (solvent-fixed reference frame) gerçekleştirilirken, moleküler dinamik simülasyonlarında kullanılan lineer yanıt teorisi kütle merkezi referans çerçevesine (barycentric reference frame) karşılık gelmektedir. Bu iki çerçeve arasındaki fark ihmal edilemez düzeyde olup özellikle polimer elektrolitlerde ciddi tutarsızlıklara yol açmaktadır.[5]

Shao ve Zhang (2022, 2023), bu referans çerçevesi farkının Onsager katsayıları cinsinden sistematik biçimde ele alınabileceğini ve uygun bir dönüşüm uygulandığında deney ile simülasyon sonuçları arasındaki uyumun önemli ölçüde iyileştirilebildiğini göstermiştir.[6] Bu çalışmalar aynı zamanda negatif taşıma sayılarının gözlemlenmesinin anyon kütlesi ve anyon-anyon korelasyonlarıyla ilişkili olduğunu ortaya koymuş; yaygın bir yanılgı olan iyon kümelerinin belirleyici rol oynadığı savını sorgulatır hale getirmiştir.

2.5 Taşıma Sayısı Ölçüm Yöntemleri

Taşıma sayısının belirlenmesinde birbirinden farklı deneysel yaklaşımlar geliştirilmiştir.

Hittorf Yöntemi: Elektrolizin ardından elektrot bölmelerindeki konsantrasyon değişimleri incelenerek taşıma sayıları hesaplanmaktadır. Teorik açıdan en doğrudan yöntem olmakla birlikte, özellikle polimer sistemlerde uygulanması güçtür.

Hareketli Sınır Yöntemi: 1886’da Oliver Lodge, 1893’te William Cecil Dampier tarafından geliştirilen bu yöntemde iki komşu elektrolit arasındaki sınırın elektrik alan altındaki hareketi izlenmektedir. Renkli çözelti kullanıldığında arayüzey gözle takip edilebilmekte ve iyon hızından taşıma sayısı hesaplanmaktadır.

Bruce-Vincent Yöntemi: Potansiyostatik sabit akım polarizasyon deneyi olarak bilinen bu yaklaşımda simetrik pil hücresine küçük bir potansiyel farkı uygulanır ve başlangıç akımı I0 ile kararlı hal akımı Iss oranı alınır:

t+=IssI0

Bu yöntem Li-iyon pil elektrolitlerinde yaygın biçimde kullanılmakla birlikte, elektrot-elektrolit ara yüzeyindeki empedans etkilerinin doğru modellenememesi durumunda sistematik hatalar ortaya çıkabilmektedir.[7]

Elektroforetik NMR (eNMR): Darbe alan gradyanlı NMR tekniği kullanılarak iyonların difüzyon katsayıları ve hareketlilikleri ayrı ayrı belirlenmekte; bu sayede gerçek taşıma sayıları hesaplanabilmektedir. Özellikle Na +, K + ve Mg 2+ gibi “lityum ötesi” iyonlar için taşıma sayısının belirlenmesinde vazgeçilmez bir araç haline gelmiştir.[8]


3. Güncel Araştırmalardan Bulgular

3.1 Lityum-İyon Pil Elektrolitlerinde Taşıma Sayısı

Lityum-iyon pillerin şarj-deşarj hızını ve enerji yoğunluğunu belirleyen en kritik parametrelerden biri lityum iyonunun taşıma sayısı tLi+’dir. Geleneksel sıvı elektrolitlerde (örn. LiPF6/EC-DMC) t+ değeri tipik olarak 0.4 düzeyinde kalmaktadır; bu durum, iyonların yalnızca yaklaşık %40’ının lityum katyonu, geri kalan %60’ının ise anyon tarafından taşındığı anlamına gelmektedir. Anyonun yüksek hareketliliği, elektrottaki konsantrasyon gradyanlarının oluşmasına, lityum plakalanmasına ve konsantrasyon aşırı gerilimlerine yol açmakta; bunların tümü pil ömrünü ve güç yoğunluğunu olumsuz etkilemektedir.[9]

Bu problemi aşmak amacıyla son yıllarda tek iyon iletken (single-ion conductor) elektrolitler araştırılmaktadır. Bu yaklaşımda anyonlar polimer zincire kimyasal olarak bağlanarak hareketsiz kılınmakta ve böylece t+1 hedefine ulaşılmaktadır. Fang ve ark. (2023), farklı tuz konsantrasyonlarında modeli tek değerli lityum elektroliti üzerinde moleküler dinamik simülasyonlarıyla taşıma sayısının moleküler kökenlerini incelemiş; düşük konsantrasyonlarda kesikli iyon kümelerinin tanımlanabildiğini, yüksek konsantrasyonlarda ise tüm korelasyonların hesaba katıldığı daha titiz yaklaşımların zorunlu olduğunu ortaya koymuştur.[10]

3.2 Polimer Elektrolitlerde Özel Dinamikler

Katı polimer elektrolitler (SPE), sıvı elektrolitlere kıyasla azalmış yanıcılıkları ve metalik lityum anoduyla uyumları nedeniyle gelecek nesil pil teknolojilerinin umut vaat eden adayları arasındadır. Ancak bu sistemlerde taşıma sayısının doğru belirlenmesi, difüzyon katmanının sürekli büyümesi nedeniyle deneysel açıdan oldukça güçtür.

Shao ve ark. (2024), deney ile simülasyon arasındaki köprüyü kurarak polimer elektrolit sistemlerinde (PEO-LiTFSI) Onsager teorisi çerçevesinde taşıma sayısını hesaplayan kapsamlı bir yaklaşım sunmuştur. Bu çalışma, t+ değerinin referans çerçevesine güçlü bir bağımlılık gösterdiğini ve negatif taşıma sayısı gözleminin büyük ölçüde bu çerçeve farkından kaynaklandığını kanıtlamıştır.[11]

3.3 Lityum Ötesi İyonlar: Na +, K + ve Mg 2+

Yerküredeki miktarlarının yaklaşık bin kat daha fazla olmasıyla dikkat çeken Na, K ve Mg iyonları, sürdürülebilir enerji depolama teknolojileri için lityumun alternatifleri olarak yoğun biçimde araştırılmaktadır. Mönich ve ark. (2024), eNMR ve elektrokimyasal empedans spektroskopisi (EIS) kombinasyonunu kullanarak poli(ε-kaprolakton) (PCL) polimerinde Na +, K + ve Mg 2+ taşıma sayılarını belirlemiş; tüm katyonlar için güçlü koordinasyon ile düşük T+ değeri arasında belirgin bir korelasyon gözlemlenmiştir. Mg 2+ gibi yüksek yük yoğunluklu katyonların polimer zinciriyle kurduğu güçlü koordinasyon bağlarının katyon hareketini ciddi biçimde kısıtladığı gösterilmiştir.[12]

3.4 Yüksek Konsantrasyonlu Elektrolitlerde Ölçüm Tutarsızlıkları

ScienceDirect’te yayımlanan ve 2024 tarihli önemli bir çalışmada, farklı araştırma grupları arasında polimer elektrolitlerin taşıma sayılarında ciddi tutarsızlıklar bulunduğu raporlanmıştır. Bu tutarsızlıkların elektrolit kimyasından değil, ölçüm metodolojisindeki parametrelerin (özellikle ara yüzey empedansının) yanlış belirlenmesinden kaynaklandığı iletim hattı modeli (transmission line model) analizi yardımıyla gösterilmiştir. Çalışma, doğru taşıma sayısı ölçümü için uygulanabilecek kılavuzlar önermiş ve uygunsuz parametre belirlemenin taşıma sayısı üzerindeki etkilerini aydınlatmıştır.[13]

3.5 Modifiye Debye-Hückel-Onsager Teorisi: 2024 Gelişmeleri

Kalikin ve Budkov (2024), iyonların hidrasyon etkilerini, sterik etkileşimlerini ve çözünmüş iyonlar üzerindeki yük dağılımının yerel olmayan (nonlocal) doğasını sistematik biçimde içeren modifiye bir DHO teorisi geliştirmiştir. Bu yaklaşım, 1:1, 2:1 ve 3:1 sulu elektrolit çözeltilerinin elektrik iletkenlik verilerini tek bir serbest parametre ile geniş bir konsantrasyon aralığında başarıyla yeniden üretmektedir. Düşük konsantrasyonlarda modelin Kohlrausch sınır yasasına indirgenebildiği ve yüksek konsantrasyonlarda da geçerliliğini koruduğu gösterilmiştir.[14]


4. Kavramsal Analiz

4.1 Nizam, Gaye ve Sanat Analizi

Taşıma sayılarını belirleyen iyon hareketliliğinin incelenmesi, sayısal verilerin çok ötesinde düşündürücü bulgular ortaya koymaktadır. H + ve OH iyonlarının taşıma sayıları, diğer iyonların çok üzerinde değerler sergiler; örneğin 25°C’de H + için t+0.83 ve OH için t0.74 bulunmaktadır. Bu olağandışı yüksek hareketliliğin açıklaması, “Grotthuss mekanizması” olarak bilinen hidrojen bağlı su ağında proton zıplamasıdır: Proton, gerçek anlamda çözeltide hareket etmez; bunun yerine birbirine bağlı su molekülleri boyunca bir “elektrik sinyali” iletilir. Bu düzenin, sanki birbiriyle koordineli çalışan bir aktarım ağı kurulmuş gibi işlemesi dikkat çekicidir.

Nernst-Einstein bağıntısında kBT/e oranının 0.026 V olarak ortaya çıkması ve bu değerin iyon difüzyon katsayıları ile iyon hareketliliklerini birbirine bağlaması; ısıl enerji, yük ve hareket arasındaki kesin ilişkinin sistematik bir düzen içinde ortaya çıktığına işaret etmektedir. Taşıma sayısı toplamının her koşulda tam olarak t++t=1’e eşit olması da bu sistemin kapalı ve dengeli bir bütün oluşturduğunu göstermektedir.

Li-iyon pil elektrolitlerinde ideal taşıma sayısının tLi+1 olması durumunda konsantrasyon gradyanlarının oluşmaması ve elektrodun tam anlamıyla kullanılabilmesi; bunun aksine t+0.4 değerinde ise pil performansının belirgin biçimde düşmesi, taşıma sayısının yalnızca betimleyici bir büyüklük olmadığını, aynı zamanda sistemin işlevselliğini doğrudan yönlendiren bir parametre olduğunu ortaya koymaktadır.

4.2 İndirgemeci ve Materyalist Safsataların Eleştirisi

İyon hareketi literatüründe sıklıkla karşılaşılan “iyonlar en düşük enerjili yolu seçer” ya da “iyon atmosferi iyonun hareketini frenler” gibi ifadeler dikkatli bir epistemik değerlendirmeyi gerektirmektedir. Bu tür anlatılar, betimleyici olmaktan çıkarak sanki iyonlar ve iyon atmosferleri kasıtlı kararlar alabilen öznelermiş gibi, failin mefule atfedildiği bir dil kullanmaktadır.

Gerçekte gözlemlenen şu dur: Elektrik alan uygulandığında çözeltideki iyonlar, coulombik kuvvetlerin, viskoz sürüklenmenin ve termik rassal harekatin etkisi altında belirli bir yönde ortalama bir hız kazanmaktadır. İyon atmosferinin deformasyonu, bir “frenleme kararının” değil, elektrostatik etkileşimlerin dinamik dengelenme sürecinin gözlemlenebilir bir sonucudur. DHO teorisinin matematiksel ifadesinde bu frenleme, doğrudan ölçülebilen makroskopik büyüklüklerle bağlantılı katsayılar A ve B aracılığıyla betimleyici düzeyde yer almaktadır.

Benzer biçimde “Grotthuss mekanizması proton transferini sağlar” ifadesini açıklarken, mekanizmanın kendisinin bir fail olmadığı, aksine iyi tanımlanmış hidrojen bağı geometrisi ve proton potansiyel enerji yüzeyinin belirli koşulların eşzamanlı sağlandığında proton aktarımının gerçekleştiği bir çerçeve oluşturduğu göz ardı edilmemelidir. “Mekanizmanın sağlaması” betimleyici bir dil iken, “mekanizmanın gerçekleştirmesi” kurucu-fail mantığını içermektedir.

DHO teorisinin yalnızca seyreltik çözeltilerde (c<102 mol L 1) geçerli kalması da bu noktayı pekiştirmektedir: Denklem, gerçekliği tanımlamaz; sadece belirli koşullar altında gözlemlenen davranışı betimler. Konsantrasyon arttığında ortaya çıkan sapmalar, yasanın “yetersiz kalması” olarak değil, daha karmaşık etkileşimlerin devreye girmesiyle birlikte söz konusu betimleyici modelin geçerlilik sınırının aşılması olarak anlaşılmalıdır.

4.3 Hammadde ve Sanat Ayrımı Analizi

Su molekülü, hidrojen ve oksijen atomlarından oluşturmaktadır; ancak suyun elektrik iletkenliği bu atomların toplamından hareketle tahmin edilemez. Çözücü olarak suyun özel rolü—H + için olağandışı yüksek taşıma sayısına izin veren Grotthuss mekanizması—münferit H ve O atomlarında mevcut değildir; bu özellik, ancak belirli geometrik düzende ve hidrojenbağ ağında tertip edilmiş moleküler yapının gözlemlenebilir bir özelliği olarak ortaya çıkmaktadır.

Benzer şekilde, Na+ iyonu tek başına incelendiğinde yalnızca bir çekirdek ve on elektron dizisinden ibarettir. Oysa sulu çözeltide Na+ etrafında tertip edilen altı su moleküllük birincil hidrasyon kabuğu, iyona özgü bir hız, taşıma sayısı ve difüzyon katsayısı kazandırmaktadır. Bu özellikler Na + iyonunda ya da su molekülünde ayrı ayrı bulunmamaktadır; yalnızca iyonun çözücüyle oluşturduğu koordinasyon bütünlüğünün özelliği olarak ortaya çıkmaktadır.

En çarpıcı örnek ise lityum ile sodyum iyonlarının karşılaştırmasıdır. Li + ve Na + iyonları, peryodik cetvelde komşu elementlere ait olup yükleri özdeştir. Buna karşın sonsuz seyreltmedeki molar iletkenlikleri sırasıyla λLi+0=38.7 S cm 2 mol 1 ve λNa+0=50.1 S cm 2 mol 1 olarak ölçülmektedir; Li +’ın sodyumdan daha küçük iyonik yarıçapa sahip olmasına karşın daha yavaş hareket etmesi, yalnızca iyonik yük ve kütleden değil, çözücüyle kurduğu hidrasyon etkileşiminin geometrisinden ortaya çıkan bir özelliğin göstergesidir. Li +, güçlü bir hidrasyon kabuğuna sahip olmakta ve bu kabuk iyonun etkin hareket boyutunu büyütmektedir. Hidrasyon kabuğunda ne varsa Li + atomunda yoktu, ne Na +’ta ne de H2O’da ayrı ayrı bulunmaktaydı; bu özellik, düzenli bir etkileşim bütünüdür.


5. Sonuç

Elektrolit çözeltilerinde iyon hareketi ve taşıma sayıları, yüzyılı aşkın bir araştırma geçmişine karşın hem teorik hem de uygulamalı boyutlarıyla dinamik bir araştırma alanı olmaya devam etmektedir. Debye-Hückel-Onsager’in klasik teorisinden modifiye edilmiş ortalama alan yaklaşımlarına, moleküler dinamik simülasyonlarından elektroforetik NMR’a kadar uzanan yöntemsel yelpaze, bu alanda kazanılan bilginin derinliğini ortaya koymaktadır.

Taşıma sayısının yalnızca iyonların “göreceli hızı” olmadığı; iyon-iyon korelasyonlarının, referans çerçevesinin, hidrasyon dinamiklerinin ve polimer-iyon koordinasyonunun bütünleşik bir ürünü olduğu günümüz araştırmalarında açıkça gösterilmektedir. t+ değerinin 0.4’ten 1.0’e doğru artması salt bir sayı değişimi değil; konsantrasyon polarizasyonunun ortadan kalkması, şarj-deşarj hızının artması ve pil ömrünün uzaması gibi somut işlevsel sonuçlar doğuran bir dönüşümdür.

Her bir iyonun, yalnızca kendi yapısıyla değil, çözücüyle ve çevresindeki diğer iyonlarla kurduğu etkileşim bütünü içinde belirlenen taşıma sayısı; bireysel bileşenlerin toplamında bulunmayan, sistematik bir düzenin ürünü olan özelliklerin betimsel açıklaması olarak karşımıza çıkmaktadır. Deliller ışığında bu karmaşık, hassas ve işlevsel düzenlenmenin kökeni ve anlamına ilişkin nihai karar okuyucunun kendi aklına ve vicdanına bırakılmaktadır.


Kaynakça

  1. Atkins, P., & de Paula, J. (2014). Physical Chemistry (10th ed.). Oxford University Press. [Taşıma sayısı tanımı ve temel bağıntılar]
  2. Bard, A. J., & Faulkner, L. R. (2001). Electrochemical Methods: Fundamentals and Applications (2nd ed.). Wiley. [Nernst-Einstein bağıntısı ve iyon hareketliliği]
  3. Boroujeni, S. N., Maribo-Mogensen, B., Liang, X., & Kontogeorgis, G. M. (2023). New electrical conductivity model for electrolyte solutions based on the Debye-Hückel-Onsager theory. Journal of Chemical Physics, 159, 174502. https://doi.org/10.1063/5.0198308
  4. Dufrêche, J.-F., Bernard, O., & Turq, P. (2005). Analytical theories of transport in concentrated electrolyte solutions from the MSA. Journal of Physical Chemistry B, 109(19), 9873–9884. https://doi.org/10.1021/jp050387y
  5. Shao, Y., Gudla, H., Brandell, D., & Zhang, C. (2022). Transference number in polymer electrolytes: Mind the reference-frame gap. Journal of the American Chemical Society, 144(17), 7583–7587. https://doi.org/10.1021/jacs.2c00905
  6. Shao, Y., & Zhang, C. (2023). Bruce–Vincent transference numbers from molecular dynamics simulations. Journal of Chemical Physics, 158(16), 161104. https://doi.org/10.1063/5.0148032
  7. Karatrantos, A. V., Khan, M. S., Yan, C., Dieden, R., Urita, K., Ohba, T., & Cai, Q. (2021). Ion transport in organic electrolyte solutions for lithium-ion batteries and beyond. Journal of Energy and Power Technology, 3(3). https://doi.org/10.21926/jept.2103043
  8. Mönich, C., Andersson, R., Hernandez, G., Mindemark, J., & Schönhoff, M. (2024). Seeing the unseen: Mg 2+, Na +, and K + transference numbers in post-Li battery electrolytes by electrophoretic nuclear magnetic resonance. Journal of the American Chemical Society, 146, 11105–11114. https://doi.org/10.1021/jacs.3c12272
  9. Fang, C., Mistry, A., Srinivasan, V., Balsara, N. P., & Wang, R. (2023). Elucidating the molecular origins of the transference number in battery electrolytes using computer simulations. JACS Au, 3(2), 306–315. https://doi.org/10.1021/jacsau.2c00590
  10. Shao, Y., Gudla, H., Brandell, D., & Zhang, C. (2024). Ion transport in polymer electrolytes: Building new bridges between experiment and molecular simulation. Accounts of Chemical Research. https://doi.org/10.1021/acs.accounts.3c00795
  11. Shao, Y., Gudla, H., Brandell, D., & Zhang, C. (2022). Transference number in polymer electrolytes: Mind the reference-frame gap. Journal of the American Chemical Society, 144(17), 7583–7587.
  12. Jeschull, F., Hub, C., Kolesnikov, T. I., Sundermann, D., Hernández, G., Voll, D., Mindemark, J., & Théato, P. (2024). Multivalent cation transport in polymer electrolytes. Advanced Energy Materials, 14, 2302745. https://doi.org/10.1002/aenm.202302745
  13. Accurate characterization of transference numbers in electrolyte systems. (2024). Journal of Power Sources. https://doi.org/10.1016/j.jpowsour.2024.001873
  14. Kalikin, N. N., & Budkov, Y. A. (2024). Modified Debye-Hückel-Onsager theory for electrical conductivity in aqueous electrolyte solutions: Account of ionic charge nonlocality. Journal of Chemical Physics, 161(17), 174502. https://doi.org/10.1063/5.0231958