İçeriğe atla

Eylemsizlik Momenti-açısal Hız İlişkisi

Teradigma sitesinden

Yuvarlanma Hareketi ve Açısal Momentumun Korunumu: Eylemsizlik Momenti–Açısal Hız İlişkisi

Giriş

Rijit cisimlerin dönme hareketini yöneten yasalar, doğrusal kinematiğin ötesinde, kütle dağılımı ile dönme direnci arasındaki derin ilişkiyi barındırmaktadır. Bir tekerleğin eğimli bir yüzeyden yuvarlanması, bir patenci figürünün kollarını büküp hızlanması ya da bir yıldızın çöküşüyle birlikte saniyede yüzlerce tur atan bir nötron yıldızına dönüşmesi — bu denli farklı ölçeklerdeki olayları tek bir matematiksel çerçevede tutarlı biçimde tanımlamak mümkündür. Bu çerçevenin merkezinde açısal momentum ve eylemsizlik momenti arasındaki ters orantılı ilişki yer almaktadır: L=Iω. Cismin kütle dağılımı değiştikçe dönme hızının değişmesi, bütün ölçeklerde gözlemlenen ve deneysel olarak sınanmış bir olgudur.


1. Bilimsel Açıklama ve Güncel Bulgular

1.1 Eylemsizlik Momenti: Kütle Dağılımının Geometrik Belgesi

Doğrusal harekette bir cismin ivmelenmesine karşı gösterdiği direnç kütleyle ölçülmektedir. Dönme hareketinde ise bu direnç yalnızca kütleyle değil, kütlenin dönme eksenine göre dağılımıyla belirlenmektedir. Eylemsizlik momenti I, ayrık kütleler için

I=imiri2

sürekli kütleli cisimler için ise

I=r2dm

bağıntısıyla tanımlanmaktadır. Burada r, kütle öğesinin dönme eksenine olan dik uzaklığını göstermektedir.[1]

Aynı toplam kütleye sahip farklı geometrik cisimler, farklı eylemsizlik momentlerine sahiptir. Dolu bir küre için I=25mR2, ince cidarlı bir silindir için I=12mR2, ince bir halka için ise I=mR2 elde edilmektedir. Halkanın tüm kütlesi eksenden uzak konumlarda yoğunlaşmış olduğundan, aynı kütledeki dolu bir küreye kıyasla dönme ekseninin etkisine çok daha fazla direnç göstermektedir. Bu geometrik sıralanma düşündürücüdür: cismin dış yüzeye yakın kütlesi ne kadar fazlaysa, dönme direnci de o ölçüde büyüktür.

Paralel Eksen Teoremi: Kütlesi m olan ve kütle merkezi eksenine göre eylemsizlik momenti Icm olan bir cismin, bu eksene paralel ve d uzaklığındaki başka bir eksene göre eylemsizlik momenti şu şekilde elde edilmektedir:[2]

I=Icm+md2

Bu bağıntı, karmaşık şekillerin eylemsizlik momentlerinin hesabını büyük ölçüde basitleştirmekte; aynı zamanda kütle merkezinden geçen eksenin, tüm paralel eksenler arasında en küçük eylemsizlik momentini verdiğini matematiksel olarak ortaya koymaktadır. En küçük dönme direncinin tam olarak kütle merkezinden geçen eksende gerçekleşmesi, geometriyle mekaniğin beklenmedik bir örtüşmesini oluşturmaktadır.[3]

1.2 Yuvarlanma Hareketi: Öteleme ve Dönmenin Zorunlu Birliği

Yuvarlanma hareketi, öteleme ve dönme hareketinin eşzamanlı ve bağımlı biçimde gerçekleştiği bir hareket türüdür. Kaymasız yuvarlanma koşulunda, kütle merkezi hızı vcm ile açısal hız ω arasında rijit bir geometrik bağ bulunmaktadır:[4]

vcm=Rω

Bu denklem yalnızca bir kinematik koşul değil, yüzey ile cisim arasındaki etkileşimin yarattığı bir kısıttır. Temas noktasının anlık hızı sıfır olduğundan, statik sürtünme herhangi bir enerji yitirmeden yalnızca öteleme ile dönme arasında enerji aktarımını sağlamaktadır.

Kaymasız yuvarlanan bir cismin toplam kinetik enerjisi iki bileşenden oluşmaktadır:

Ktoplam=12mvcm2+12Iω2

vcm=Rω koşulu gözetilerek bu ifade yeniden düzenlendiğinde:

Ktoplam=12mvcm2(1+ImR2)

elde edilmektedir. Eylemsizlik momenti büyüdükçe, aynı öteleme hızı için gereken toplam enerji artmaktadır. Başka bir deyişle, kütlesi ve boyutu eşit iki cisim aynı yükseklikten serbest bırakıldığında, eylemsizlik momenti büyük olan cisim daha yavaş iner; çünkü aynı potansiyel enerjiyi iki kinetik enerji biçimine daha farklı bir oranda dağıtmaktadır.

Örnek: Farklı Geometrili Cisimlerin Eğimden İnişi

Kütlesi m=2,0kg ve yarıçapı R=0,10m olan dolu küre ile aynı kütle ve yarıçapa sahip içi dolu silindir, h=0,50m yüksekten serbest bırakılmaktadır.

Dolu küre için I=25mR2:

mgh=12mvcm2(1+25)=710mvcm2

vcm=10gh7=10×9,8×0,5072,65m/s

Dolu silindir için I=12mR2:

mgh=12mvcm2(1+12)=34mvcm2

vcm=4gh3=4×9,8×0,5032,56m/s

Küre, silindirden yaklaşık 0,09m/s daha hızlı taban noktasına ulaşmaktadır. Bu fark, kütleden ya da boyuttan değil, yalnızca geometrik kütle dağılımından kaynaklanmaktadır. Cismin tüm özellikleri özdeşken, yalnızca iç yapısındaki geometrik düzenlemenin yarış sonucunu belirlemesi dikkat çekicidir.[5]

1.3 Açısal Momentum ve Newton’un Dönme İkinci Yasası

Açısal momentum L, doğrusal momentumun dönme karşılığıdır. Sabit bir eksene göre dönen rijit bir cisim için:

L=Iω

Newton’un dönme hareketine uygulanmış ikinci yasası ise torku açısal momentumun zamana göre değişimiyle ilişkilendirmektedir:[6]

τnet=dLdt

Net dış torkun sıfır olduğu durumda bu ifade şu sonucu vermektedir:

dLdt=0L=sabit

I1ω1=I2ω2

Bu korunma yasası, dış torkun yokluğunda eylemsizlik momentindeki her azalmanın açısal hızda zorunlu bir artışa, her artışın ise zorunlu bir azalışa yol açtığını matematiksel olarak ifade etmektedir. Dikkat çekici olan şudur: Bu değişim mekanik sistemlere zorla dayatılmamaktadır; eylemsizlik momenti ve açısal hız çifti, Iω=sabit kısıtlaması altında zorunlu olarak birbirini dengelemektedir.

1.4 Açısal Momentumun Korunumu: Somut Uygulamalar

Patenci Etkisi: Düz bir buz yüzeyinde dönen bir patencinin üzerindeki sürtünme torku ihmal edilebilir düzeyde kaldığından, açısal momentum korunumu işlemektedir. Kollarını gövdesine çektiğinde eylemsizlik momenti azalmakta ve açısal hız zorunlu olarak artmaktadır. Nicel olarak:

ω2=I1I2ω1

Patencinin I1=2,5kgm2 eylemsizlik momentiyle ω1=4,0rad/s hızında döndüğü ve ardından kolları çekerek I2=1,2kgm2’ye düşürdüğü durumda:[7]

ω2=2,51,2×4,08,3rad/s

Açısal hız yaklaşık iki katına çıkmaktadır. Dikkate değer olan şu noktadır: Bu süreçte açısal momentum korunmuş, ancak dönme kinetik enerjisi artmıştır. Ek kinetik enerji, patencinin kollarını içe çekmek için yaptığı kas işinden kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle, L sabit kalırken K=L22I bağıntısından anlaşıldığı üzere, I azaldığında K artmaktadır. Korunma yasası bu enerji girişini yasaklamamakta; yalnızca açısal momentumu sabit tutmaktadır.[8]

Jiroskop ve Presyon: Hızla dönen bir jiroskop dış tork etkisinde bulunduğunda, dönme ekseni torkun yönüne dik biçimde döner. Presyon açısal hızı:

Ωp=τL=mgrIω

olarak elde edilmektedir; burada r kütlenin pivot noktasına uzaklığıdır. Bu ifade, açısal momentum büyüdükçe presyon hızının azaldığını göstermektedir. Jiroskoplar, havacılık ve uzay araçlarında yönelim kontrolü için bu özellikten yararlanılarak tasarlanmaktadır.[9] 2024 yılında yayımlanan bir araştırmada, kontrol moment jiroskopu (CMG) kullanılarak iki tekerlekli robotların denge sorununun açısal momentum prensipleriyle çözüldüğü gösterilmiştir.[10]

Örnek: Dönen Buz Jiroskopu (Dünya)

Dünya, kendi ekseni etrafında yaklaşık ω=7,27×105rad/s hızında dönmektedir. Dünya’nın kütlesi M5,97×1024kg ve ortalama yarıçapı R6,37×106m olup homojen küre yaklaşımıyla eylemsizlik momenti:

I25MR225(5,97×1024)(6,37×106)29,72×1037kgm2

Açısal momenti ise:

L=Iω(9,72×1037)(7,27×105)7,07×1033kgm2/s

Güneş ve Ay’ın uyguladığı torklar bu değere kıyasla son derece küçük olduğundan, Dünya’nın dönme ekseni sabit kalmakta; yalnızca yaklaşık 26.000 yılda bir tam tur tamamlayan çok yavaş bir presyon hareketi gözlemlenmektedir. Dünya’nın jiroskopik kararlılığı bu büyük açısal momentum değerinden kaynaklanmaktadır.[11]

1.5 Nötron Yıldızları: Astronomik Ölçekte Korunumun Belgesi

Açısal momentumun korunumu, laboratuvar deneyleriyle sınırlı bir ilke değildir; yıldız çöküşlerinde de gözlemlenebilir sonuçlar vermektedir. Güneş kütlesinin sekizinden fazlasına sahip yıldızlar nükleer yakıtlarını tükettiklerinde, dışa doğru baskı ortadan kalkar ve yerçekimi çöküşü başlar. Saniyeler içinde yarıçapı 106m olan yıldız, yarıçapı 104m olan nötron yıldızına dönüşür. Açısal momentumun korunumu gereğince:[12]

Ayrıştırılamadı (sözdizim hatası): {\displaystyle I_{yıldız}\omega_{yıldız} = I_{nötron}\omega_{nötron} }

Yarıçap yaklaşık yüz kat küçüldüğünden, IR2 bağıntısından eylemsizlik momenti yaklaşık 104 kat azalmaktadır. Açısal momentumun sabit kalması zorunluluğundan hareketle açısal hız yaklaşık 104 kat artmaktadır. Yavaşça dönen bir yıldız, saniyede yüzlerce tur atan bir pulsara dönüşmektedir.[13]

2024 yılında Milky Way’de Glimpse-C01 yıldız kümesinde tespit edilen yeni bir milisaniye pulsarı (GLIMPSE-C01A), saniyede yüzlerce kez döndüğü belirlenen bu nesnelerin açısal momentum korunumunun astronomik boyutlardaki canlı tanıkları olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.[14] Yengeç Pulsarı (Crab Pulsar), 1054 yılında gözlemlenen bir süpernova patlamasının kalıntısıdır ve günümüzde hâlâ saniyede 30 tur atmaktadır; bu durum, yaklaşık 3×108 saniye/gün düzeyindeki çok yavaş bir yavaşlama eğilimiyle birlikte, açısal momentum korunumunun kozmik zaman ölçeklerindeki sürekliliğini belgelemektedir.[15]

1.6 Güncel Araştırmalar

Fizik eğitimi araştırmaları, öğrencilerin yuvarlanma ve açısal momentum konularında sistematik kavram yanılgıları geliştirdiğini ortaya koymaktadır. Başlıca yanılgılar arasında sabit net torkun sabit açısal hıza yol açtığı görüşü ve temas noktasının hızının sıfır olduğunun kavranamaması sayılmaktadır.[16] Bu yanılgıların giderilmesi, konunun salt matematiksel aktarımından çok kavramsal bağlamda sunulmasını gerektirmektedir. Paralel eksen teoreminin American Journal of Physics’te 2017 yılında yayımlanan genelleştirmesi, eylemsizlik tensörünün herhangi iki nokta arasındaki dönüşümünü sistematik biçimde ele almakta ve rijit cisim dinamiği modellemelerinde önemli bir araç sunmaktadır.[17]


2. Kavramsal Analiz

2.1 Nizam, Gaye ve Sanat Analizi

L=Iω bağıntısının ilk bakışta sıradan bir çarpım ilişkisi gibi görünmesine karşın, bu denklemin yapısında dikkate değer bir düzen gizlidir. Eylemsizlik momenti, cismin geometrisini — kütlesini ve kütlesi ile dönme ekseninin birbirine göre konumunu — tek bir sayıyla özetlemektedir. Açısal hız ise dönme hareketinin hızını ifade etmektedir. Bu iki büyüklüğün çarpımı, kapalı bir sistem için zamanla değişmeyen bir büyüklük olan açısal momentumu vermektedir.

Bu korunumun işlevsel önemi şuradadır: Bir sistemin iç yapısı değiştiğinde bile, kaybolan bir şey olmaz; değişim yalnızca iki büyüklük arasında yeniden dağıtılır. Patencinin kollarını çektiğinde eylemsizlik momenti azalır, açısal hız artar; kollarını açtığında ise tersine döner. Hiçbir dışsal müdahale olmaksızın, salt geometrinin değişmesi iki büyüklüğü eşzamanlı ve tam olarak yeniden düzenlemektedir. Bu hassas denge, Iω=sabit kısıtının geometrik bir zorunluluk olduğunu göstermektedir.

Yuvarlanma hareketindeki vcm=Rω koşulu da benzer bir nizamı barındırmaktadır. Bu eşitlik, boyutu ne olursa olsun, hangi malzemeden yapılmış olursa olsun tüm yuvarlanan cisimlerde geçerlidir. Koşul, temas noktasının hız vektörünün sıfır olması zorunluluğundan türemektedir ve bu zorunluluk yalnızca geometrinin bir sonucudur. Farklı geometrilerdeki cisimler aynı yükseklikten bırakıldığında farklı hızlara ulaşmalarına karşın, her birinde aynı geometrik ilişki işlemektedir. Bu denli farklı cisimleri tek bir matematiksel bağıntı altında toplayan yapı, salt deney bulgularının ötesinde bir düzene işaret etmektedir.

Nötron yıldızlarındaki örnek bu nizamın en çarpıcı boyutunu sunmaktadır. On kat ağır olan ve Güneş’in yüz katı boyutuna sahip olan bir yıldızın, çöküşünün ardından saniyede yüzlerce tur atan bir nesneye dönüşmesi, yalnızca I1ω1=I2ω2 denkleminin bir sonucudur. Kozmik ölçekteki bu dramatik dönüşüm, laboratuvar ölçeğindeki fizik yasasıyla tam örtüşmektedir. Aynı denklemin buz pistindeki bir patenci ile çöken bir yıldızı aynı kesinlikle tanımlaması, yasanın salt amprik bir özetlemenin ötesinde evrensel bir işleyişi yansıttığına dair ciddi bir soru oluşturmaktadır.

Dünya’nın jiroskopik kararlılığı da aynı çerçevede değerlendirilmeye değerdir. Kuzey Kutup Yıldızı’na yönelen eksenin on binlerce yıl boyunca yeterince sabit kalması, yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan iklim istikrarını korumaktadır. Dönme eksenindeki bu jiroskopik kararlılık, Dünya’nın sahip olduğu büyük açısal momentumun doğal bir sonucudur. Mevsimlerin düzenli dönüşümünün, bir denge mekanizmasının varlığına işaret ettiği görülmektedir: Ne tam bir eksen düzeltmesi, ne de tamamen rastgele bir sapma — yalnızca yavaş ve öngörülebilir bir ön sapma.

2.2 İndirgemeci Yaklaşımların ve Fail-Meful Hatasının Eleştirisi

Yuvarlanma hareketi ve açısal momentum korunumu anlatılarında fail-meful hataları sıkça karşılaşılan bir dil sorunudur. Bu hata çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır.

“Küre, silindiri geçmeyi seçer” — Bu ifade hatalıdır. Küre, kendi kütle dağılımından kaynaklanan daha küçük bir eylemsizlik momentiyle alt noktaya daha hızlı ulaşır; burada bir tercih ya da niyet yoktur.

“Doğa, açısal momentumu korur” — Bu ifade fail-meful hatasının tipik bir örneğidir. Doğa herhangi bir şeyi koruma kararı almaz; dış tork sıfır olduğunda açısal momentumun değişmemesi, Newton’un dönme ikinci yasasının bir sonucudur: τnet=0dL/dt=0.

“Patencinin kasları açısal hızı artırır” — Bu ifade de yanıltıcıdır. Kaslar eylemsizlik momentini azaltır; açısal hızdaki artış ise bu azalmanın matematiksel zorunlu sonucudur. Nedensellik zinciri tersine kurulmamalıdır.

“Nötron yıldızı hız kazanmak ister” — Nötron yıldızı herhangi bir şey istemez. Yarıçap azaldığında eylemsizlik momenti azalmaktadır; açısal momentumun sabit kalması için açısal hız artmak zorundadır.

Bu fail-meful hatalarının ortak paydası şudur: Yasanın kendisi, onu uygulayan bir fail gibi sunulmaktadır. Oysa fizik yasaları betimleyicidir, buyurgan değil. L=Iω denklemi, gözlemlenen durumu matematiksel olarak özetlemektedir; sistemin nasıl davranması gerektiğini emretmemektedir. Yasanın kendisine fail atfetmek, aracı kaynakla karıştırmak anlamına gelmektedir; seçim ve yönlendirme aracın kendisinde değil, aracı bu işleve donatmış iradeye aittir.

Öte yandan, fizik öğrencileri arasında belgelenen yaygın bir yanılgı olan “sabit tork → sabit açısal hız” hatasının[18] kökeninde de fail-meful karışıklığının izleri bulunmaktadır: Tork, doğrusal kuvvete benzetilmekte ve kuvvetin sabitliğinin hızı sabitleyeceği düşünülmektedir. Bu benzetme yetersizdir; tork açısal ivmeyle orantılıdır, açısal hızla değil.

2.3 Hammadde ve Sanat Ayrımı Analizi

Eylemsizlik momenti, hammadde düzeyinde yalnızca kütlenin uzaysal dağılımını tarif etmektedir. Peki yuvarlanma hareketinin ve açısal momentum korunumunun ortaya çıkardığı özellikler bu hammaddenin doğrudan özellikleri midir?

İlk dikkat çekici nokta şudur: Dolu bir kürenin eylemsizlik momenti olan 25mR2 ifadesindeki 25 katsayısı, ne küre üzerindeki herhangi bir parçanın özelliği ne de kütlenin tek başına bir niteliğidir. Bu katsayı, kütlenin üç boyutlu geometrik dağılımının bütünü ile dönme ekseninin ilişkisinin bir sonucudur. Parçalar ayrı ayrı incelendiğinde bu katsayıya ulaşmak mümkün değildir; yalnızca bütünün geometrik yapısı bu sayıyı vermektedir. Bütünün özellikleri parçaların basit toplamına indirgenmemektedir.

İkinci dikkat çekici nokta: Kaymasız yuvarlanma koşulunda, temas noktasının anlık hızının sıfır olması, cismin iki ayrı hareketi — öteleme ve dönme — tam olarak birbirini dengelediğinde elde edilmektedir. Bu dengeleme, ne sürtünme kuvvetinin tek başına bir sonucudur ne de yalnızca geometrinin. Hem geometrik kısıt (vcm=Rω) hem de temas noktasındaki kuvvet etkileşimi bir arada çalışarak enerji yitimi olmaksızın hareketi sürdürmektedir. Statik sürtünme iş yapmamaktadır; yalnızca dağılımı düzenlemektedir. Bu organizasyon, hammaddenin — sürtünmenin, kütlenin ve geometrinin — tek tek sağlayamadığı bir işlevi birlikte gerçekleştirmektedir.

Üçüncü ve belki de en derin nokta: Iω=sabit korunma yasasının, sistemin içsel konfigürasyonu değişse bile bütünü koruması, hammaddenin dönüşümler sırasında taşınan bir nitelik belirlediğini göstermektedir. Hem su hem buz hem de su buharı olan H2O farklı hal özellikleri sergilemektedir; açısal momentum da I ve ω farklı biçimler alırken sabit kalmaktadır. Fiziksel hallerin farklılaşmasına karşın korunan bir büyüklüğün varlığı, hammadde düzeyinde açıklanamayacak bir yapısal sabitliğe işaret etmektedir. Parçaların hiçbirinde tek başına “sabit kal” emri bulunmamaktadır; bu özellik, bütünün organizasyonunun bir ürünüdür.


3. Sonuç

Yuvarlanma hareketi ve açısal momentumun korunumu, mekanik fiziğin en kapsamlı deneysel dayanaklarından birine sahip bölümlerini oluşturmaktadır. Buz pistindeki patenci deneyleri, eğimden inen farklı geometrili cisimlerin karşılaştırmalı ölçümleri ve milisaniye pulsarlarının gözlemleri bu yasayı on ondalık basamak hassasiyetle doğrulamaktadır.

Ancak bilimsel veriler bir arada değerlendirildiğinde şu sorular kaçınılmaz biçimde gündeme gelmektedir: Aynı denklemin bir buz pisti, bir laboratuvar eğimi ve çöken bir yıldız için eşit kesinlikte işlemesi rastlantısal bir örtüşme midir? Kütle dağılımının geometrisiyle bağlantılı olan ama herhangi bir parçada tek başına bulunmayan eylemsizlik momentinin, bütünü tanımlayan bir büyüklük olarak ortaya çıkması nasıl açıklanabilir? Korunan büyüklüğün Iω olduğu — ne yalnızca I’ın ne de yalnızca ω’nın — ve iki değişkenin ters orantılı biçimde birbirini tam olarak dengelediği bu yapı, hangi zeminde anlamlı kılınabilir?

Deliller ışığında bu sorulara verilecek yanıt, okuyucunun kendi aklına ve vicdanına bırakılmaktadır.


Kaynakça

  1. Halliday, D., Resnick, R., & Krane, K. S. (2014). Physics (5th ed.). John Wiley & Sons.
  2. Meriam, J. L., & Kraige, L. G. (2016). Engineering Mechanics: Dynamics (8th ed.). Wiley.
  3. Abdulghany, A. R. (2017). Generalization of parallel axis theorem for rotational inertia. American Journal of Physics, 85(10), 791–795. https://doi.org/10.1119/1.4994835
  4. OpenStax. (2016). University Physics Volume 1. OpenStax. https://openstax.org/books/university-physics-volume-1
  5. Pearson. (2022). Rolling motion and conservation of energy in rotational dynamics. Pearson Physics Channels. https://www.pearson.com/channels/physics/learn/patrick/rotational-inertia-energy
  6. LibreTexts Physics. (2024). 11.4: Conservation of Angular Momentum. https://phys.libretexts.org
  7. Albert.io. (2025). Conservation of angular momentum: AP Physics C mechanics review. https://www.albert.io/blog/ap-physics-c-mechanics-conservation-of-angular-momentum/
  8. Albert.io. (2025). Conservation of angular momentum: AP Physics C mechanics review. https://www.albert.io/blog/ap-physics-c-mechanics-conservation-of-angular-momentum/
  9. LibreTexts Physics. (2024). 11.5: Precession of a Gyroscope. https://phys.libretexts.org
  10. Çetin, M., & Ünker, F. (2024). Gyroscopic precession control for maneuvering two-wheeled robot recoil stabilization. Journal of Field Robotics. https://doi.org/10.1002/rob.22305
  11. UCSC Physics Demo Room. (n.d.). Conservation of Angular Momentum — Stellar Collapse. University of California Santa Cruz. https://ucscphysicsdemo.sites.ucsc.edu/physics-5a6a/conservation-of-angular-momentum/
  12. Blondin, J. M., & Mezzacappa, A. (2007). Pulsar spins from an instability in the accretion shock of supernovae. Nature, 445, 58–60. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17203055/
  13. Science Times. (2025). Neutron star explained: How collapsed stars become the universe’s densest stellar remnants. https://www.sciencetimes.com/articles/60953
  14. Space.com. (2024). Rapidly spinning ‘extreme’ neutron star discovered by US Navy research intern. https://www.space.com/pulsar-us-navy-intern-discovery
  15. Seidov, Z. F. (2019). On the angular momentum of the neutron star. arXiv:astro-ph/0310573. https://arxiv.org/pdf/astro-ph/0310573
  16. Rimoldini, L., & Singh, C. (2005). Student understanding of rotational and rolling motion concepts. Physical Review Special Topics — Physics Education Research, 1, 010102. https://doi.org/10.1103/PhysRevSTPER.1.010102
  17. Abdulghany, A. R. (2017). Generalization of parallel axis theorem for rotational inertia. American Journal of Physics, 85(10), 791–795. https://doi.org/10.1119/1.4994835
  18. Hughes, J. M. (2018). Common misconceptions about angular momentum. arXiv:1810.00784. https://arxiv.org/pdf/1810.00784