İçeriğe atla

Kaynağı Bulunamayan Hatalar

Teradigma sitesinden
02.12, 25 Temmuz 2026 tarihinde TikipediBot (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 1617 numaralı sürüm (Makale yüklendi.)
(fark) ← Önceki sürüm | Güncel sürüm (fark) | Sonraki sürüm → (fark)

Analitik Verilerin Değerlendirilmesinde Kaynağı Bulunamayan Hatalar: Rastlantısal Belirsizliğin Doğası ve İstatistiksel Çerçevesi

Analitik kimyada her ölçüm, kaçınılmaz biçimde bir miktar belirsizlik barındırır. Bu belirsizlik, kimi zaman sistematik olup sebebi izlenebilir, kimi zaman ise herhangi bir özgün etkene indirgenemez. “Kaynağı bulunamayan hatalar” ya da teknik adıyla belirsiz (indeterminate) hatalar, ikinci kategoriye aittir: büyüklükleri ve yönleri kestirilemeyen, ölçümden ölçüme düzensiz biçimde değişen rastlantısal sapmalar olarak tanımlanır.[1] Bu hata türü, analitik sürecin en temel sınırlayıcı faktörü olmakta, sonuçların kesinliğini (precision) doğrudan etkilemekte ve istatistiksel yöntemlerle ancak kısmen denetim altına alınabilmektedir.


1. Temel Kavramlar ve Hata Sınıflandırması

Analitik kimyada hata, ölçülen değer (xi) ile gerçek değer (μ) arasındaki fark olarak tanımlanır. Bu fark iki farklı kaynaktan beslenebilir: belirli (determinate/systematic) hatalar ve belirsiz (indeterminate/random) hatalar.[2]

Belirli hatalar, tanımlanabilir nedenlere sahiptir; ölçüm koşullarının düzeltilmesi, aletin kalibre edilmesi ya da reaktif saflığının artırılmasıyla giderilebilirler. Öte yandan belirsiz hatalar, herhangi bir belirli nedene bağlanamaz. Bu hatalar, teknik olarak aynı koşullar altında gerçekleştirilen ardışık ölçümlerde kendiliğinden ortaya çıkan kontrolsüz dalgalanmaların ürünüdür.[3] Sıcaklıktaki küçük salınımlar, nem değişimleri, cihazların elektronik gürültüsü, analistin pipet tutma açısındaki milimetrik farklılıklar ya da tartı aletinin titreşimden etkilenmesi; bunların hiçbiri bireysel olarak tespit edilemez, dolayısıyla hiçbiri bireysel olarak düzeltilemez.[4]

Analitik kimyacılar, hata kavramını belirsizlik (uncertainty) kavramından titizlikle ayrıştırır. Hata, tek bir ölçümle ilişkilendirilir ve beklenen değerden ne kadar sapıldığını ifade eder; belirsizlik ise ölçüm sonuçlarının içinde bulunabileceği olası değer aralığını kapsar ve hem belirli hem de belirsiz hataların toplam etkisini yansıtır.[5]

Belirsiz hataların üç temel kaynağı tanımlanmaktadır:

  1. Örnekleme hataları: Analiz edilen maddenin yalnızca küçük bir kısmı alındığından, örnek içindeki küçük ölçekli heterojenlikler tekrarlanabilirliği olumsuz etkiler.
  2. Yöntem hataları: Analiz protokolünün uygulanması sırasında ortaya çıkar; örneğin bir çöktürme yönteminde çökelek kütlesine dayalı sinyal (Stotal) ile analit derişimi (CA) arasındaki ilişki,

Stotal=kACA+Smb biçiminde ifade edilir; burada kA yöntemin duyarlılığı ve Smb yöntem boşluğunun sinyalidir. kA değerinde oluşan herhangi bir rastlantısal dalgalanma, sonucu doğrudan etkiler.[6]

  1. Alet/enstrümantasyon hataları: Fotodedektörlerin foton gürültüsü, elektronik yükselteçlerdeki akım dalgalanmaları, ışık kaynaklarının kararsızlığı gibi unsurlar, cihazın ölçtüğü sinyale rastlantısal katkılar yapar.[7]

2. Gaussian Dağılım ve İstatistiksel Temel

Belirsiz hataların matematiksel davranışı, istatistik tarihinin en temel bulgularından biriyle örtüşür: yeterli sayıda tekrarlanan ölçüm için, rastlantısal hataların normal (Gaussian) dağılım gösterdiği gözlemlenir. Bu dağılımın olasılık yoğunluk fonksiyonu şu biçimde yazılır:

f(x)=1σ2πexp((xμ)22σ2)

Burada μ ortalama (gerçek değerin en iyi kestirimi), σ ise standart sapma olup dağılımın genişliğini, dolayısıyla hataların büyüklüğünü temsil eder.[8] Gaussian dağılımın analitik kimya açısından üç kritik özelliği vardır:

  • Küçük hatalar büyük hatalardan çok daha sık gözlemlenir.
  • Pozitif ve negatif hatalar eşit olasılıkla ortaya çıkar; dolayısıyla birbirleriyle büyük ölçüde dengelenir.
  • Ölçüm sayısı arttıkça ortalama değer gerçek değere yaklaşır.

Bu özellikler şu istatistiksel ilişki çerçevesinde somutlaşır: ölçüm değerlerinin %68’i μ±σ aralığında, %95’i μ±2σ aralığında ve %99,7’si μ±3σ aralığında yer alır.[9] Bu 68-95-99,7 kuralı, bir ölçümün ne kadar “güvenilir” sayılabileceğinin standart ölçüsü hâline gelmiştir.

Ortalama değerin belirsizliği ise bireysel ölçümün belirsizliğinden farklı biçimde davranır: ortalamanın standart hatası (sx¯),

sx¯=sN

formülüyle elde edilir; burada s örneklem standart sapması, N ise ölçüm sayısıdır. Belirsizliği yarıya indirmek için ölçüm sayısının dört katına çıkarılması gerektiği bu bağıntıdan doğrudan görülür.[10] Buna karşın gerçek dünya uygulamalarında, özellikle kimyasal analizde çok sayıda tekrar yapmak maliyetli olduğundan, pratik değerlendirmeler genellikle sınırlı sayıda ölçümle gerçekleştirilir.

Merkezi Limit Teoremi’nin de vurguladığı üzere, her bir hatanın dağılımı ne olursa olsun, çok sayıda küçük ve bağımsız hata kaynağının toplamı Gaussian dağılıma yakınsama eğilimindedir.[11] Bu yakınsama, neden bu kadar geniş bir ölçüm yelpazesinin Gaussian modelle uyumlu gözlemlendiğini açıklar; ancak gerçek dünya verilerinde sapmaların bu modelden daha ağır kuyruklar sergilediği de zaman zaman saptanmaktadır.


3. Hata Yayılımı (Propagation of Uncertainty)

Analitik sonuçlar çoğunlukla birden fazla ölçümün matematiksel işlenmesiyle elde edilir. Bu durumda bireysel ölçümlerdeki belirsizlikler nihai sonuca nasıl yansır sorusu, hata yayılımı (propagation of uncertainty) çerçevesinde yanıtlanır.[12]

Bağımsız değişkenler için toplama/çıkarma işlemlerinde, bileşik belirsizlik (uR):

uR=u12+u22+u32+

çarpma/bölme işlemlerinde ise göreli belirsizlikler toplanır:

uRR=(u1x1)2+(u2x2)2+

Örneğin, Beer-Lambert yasası çerçevesinde UV-Vis spektrofotometri ile molar absorptivite hesaplanmasında en az iki değişkenin (absorbans ölçümü ve çözelti derişimi) belirsizlikleri yayılım formülüyle birleştirilmek zorundadır. Sonuç olarak son belirsizlik, her iki ölçümün katkısını içeren bileşik bir değer olarak ortaya çıkar.[13]

Doğrusal olmayan modeller içeren karmaşık sistemlerde ise GUM (Guide to the Expression of Uncertainty in Measurement) çerçevesinin doğrusallaştırma yaklaşımı yetersiz kalabilmektedir. Bu tür durumlar için Monte Carlo simülasyonu öne çıkar: her bir giriş değişkeni için olasılık dağılımları belirlenir, bu dağılımlardan K kez çekilen rastlantısal değerlerle ölçüm modeli hesaplanır ve çıkış büyüklüğünün dağılımı bu işlemin tekrarından elde edilir.[14] Yakın dönemde yayımlanan bir çalışmada, enerji dispersif X-ışını floresans spektrometrisi ile Babbitt metalindeki Sn ve Sb içeriğinin belirlenmesinde, yoğun matematiksel işlemleri içeren bu sistemde GUM doğrusallaştırma yaklaşımının ciddi yetersizlikler sergilediği ve Monte Carlo yönteminin daha güvenilir sonuçlar verdiği gösterilmiştir.[15]


4. Güncel Araştırmalardan Bulgular

4.1 IUPAC Teknik Raporu: Ölçüm Belirsizliğine Kısa Rehber (2024)

Possolo ve ark. tarafından Pure and Applied Chemistry dergisinde yayımlanan IUPAC Teknik Raporu, hem klasik hem de Bayes istatistiksel yöntemlerini kapsamlı biçimde ele alarak ölçüm belirsizliğinin değerlendirilmesine yönelik güncel bir çerçeve sunar.[16] Raporda, her bir belirsizlik bileşeninin olasılık dağılımı olarak modellenmesi gerektiği vurgulanır; bu modelleme, dağılımların yayılımı aracılığıyla çıkış büyüklüğünün tam olasılık dağılımının karakterize edilmesine olanak tanır. Kadmiyum kalibrasyonu için gerçekleştirilen Monte Carlo simülasyonu (K=107 deneme), Gauss formülünden elde edilen belirsizlikle yüksek uyum sergilemiştir.

4.2 Örnekleme Belirsizliği ve Uygunluk Değerlendirmesi (2025)

2025 yılında Measurement dergisinde yayımlanan bir çalışmada, yakıt kalitesi ölçümlerinde yalnızca analitik belirsizliğin değil, örnekleme belirsizliğinin de dikkate alınmasının uygunluk değerlendirmesini kökten değiştirebildiği gösterilmiştir.[17] Jet yakıtında tutuşma noktası ve dizel yakıtında kinematik viskozite ölçümleri üzerinden yapılan analizde, geleneksel yaklaşımın (yalnızca analitik belirsizlik) ikinci senaryoya (örnekleme + analitik belirsizlik) kıyasla daha az titiz sonuçlar ürettiği saptanmıştır. Bu bulgu, laboratuvarların kalite parametresi olarak yalnızca analitik katkıyı değil, tüm ölçüm sürecinin belirsizliğini raporlaması gerektiğine işaret etmektedir.

4.3 Genişletilmiş Belirsizlik Kestirimleri: t-Dağılımının Önemi (2024)

Analitik Yöntemler Komitesi’nin Analytical Methods dergisinde yayımladığı teknik bülten, sınırlı sayıda ölçüme dayanan genişletilmiş belirsizlik (expanded measurement uncertainty, U) hesaplamalarında körtabana karşılık olarak 2,0 kapsama faktörü kullanımının ciddi hatalara yol açabileceğini ortaya koymuştur.[18] Özellikle n<30 olduğunda normal dağılım yerine t-dağılımı tabanlı kapsama faktörünün kullanılması zorunludur. Marul üzerindeki nitrat içeriği için gerçekleştirilen örnek olay analizinde, daha doğru kapsama faktörü (yaklaşık 2,3) genişletilmiş belirsizlik tahminlerini %13-14 oranında artırmıştır. Bu örnekte RANOVA v4.0 yazılımının kullanımı, özellikle hem örnekleme hem de analitik belirsizlik bileşenlerini bünyesinde barındıran veri kümeleri için sonuçları anlamlı ölçüde iyileştirmiştir.

4.4 Kimya Eğitiminde Ölçüm Belirsizliği Entegrasyonu (2024)

Sanchez tarafından Journal of Chemical Education dergisinde yayımlanan çalışma, ölçüm belirsizliği analizinin laboratuvar eğitimine sistematik olarak entegrasyonunun, öğrencilerin eleştirel düşünce becerilerini geliştirdiğini ortaya koymuştur.[19] Analitik terazi, büret ve volumetrik cam malzemenin ayrı ayrı belirsizlik bileşenlerinin saptanması ve ardından bu bileşenlerin yayılım formülüyle birleştirilmesi, öğrencilere hatanın nasıl biriktiğini somut olarak kavratmıştır. Çalışmada belirsizlik analizinin yalnızca teknik bir prosedür değil, sonuçları yorumlama ve kararları dayandırma becerisi olduğu vurgulanmıştır.

4.5 Çok Değişkenli Spektroskopik Verilerde Hatalar ve Belirsizlikler (2024)

TrAC Trends in Analytical Chemistry dergisinde Giussani ve ark. tarafından yayımlanan çalışma, spektroskopik veri modellemesinde çok değişkenli hataların ve belirsizliklerin yönetimindeki karmaşıklığı ele almıştır.[20] Matris etkileri, enstrümantal gürültü ve model uyumu sırasında ortaya çıkan istatistiksel belirsizliklerin birlikte değerlendirilmesi gereken durumlar incelenmiştir. Belirsizliğin birden fazla ve kısmen korelasyonlu kaynaktan beslendiği bu tür durumlarda, basit bağımsızlık varsayımına dayalı yayılım formülünün yetersiz kalabileceği vurgulanmıştır.


5. Kavramsal Analiz

5.1 Nizam, Gaye ve Sanat Analizi

Belirsiz hataların Gaussian dağılım sergilemesi, genel bakışta sıradan bir istatistiksel özellik gibi görünebilir. Ancak bu özelliğin ne anlama geldiği daha yakından incelendiğinde, dikkat çekici bir yapı kendini ortaya koyar. Analitik bir ölçüm sisteminde onlarca, hatta yüzlerce bağımsız etken vardır: oda sıcaklığındaki anlık dalgalanmalar, binanın titreşim frekansları, elektrik devresindeki kuantum düzeyindeki gürültüler, analistin nefes alırken oluşturduğu hava akımları. Bu etkenlerin hiçbiri diğeriyle koordineli değildir; her biri kendi fiziksel mekanizmasına göre işler. Buna karşın bu bağımsız ve koordinesiz dalgalanmaların toplamı, matematiksel açıdan son derece düzenli ve öngörülür bir yapıya — Gaussian eğrisine — ulaşır.

Bu düzenli yapının tam ortasında hassas bir denge yer alır: ortalama değer gerçek değere yakınsar, pozitif ve negatif sapmalar simetrik biçimde dağılır, büyük hatalar nadir kalır. Birbirinden tamamen bağımsız, birbirinin varlığından habersiz onlarca etkenin bu düzeyde bir matematiksel ahenk üretmesi, koordinasyonsuz kaosun kendiliğinden düzeni nasıl inşa ettiği sorusunu akla getirir. Merkezi Limit Teoremi bu olguyu betimler; ne var ki bir olgunun betimlenmesi, o olgunun ortaya çıkışının açıklanmasıyla aynı şey değildir. Bağımsız ve koordinesiz dalgalanmaların oluşturduğu bu matematiksel uyumun var olması ve her deney sisteminde tekrarlanması, yalnızca bilimsel veriyi değil, bu verinin işaret ettiği düzeni de düşündürücü kılmaktadır.

5.2 İndirgemeci ve Materyalist Safsataların Eleştirisi

Analitik kimya literatüründe sıkça karşılaşılan bazı ifadeler, dikkatli incelendiğinde epistemolojik kısayollar olduğunu ortaya koyar. Bunların başında “rastlantısal hatalar iptal olur” ya da “hatalar dağılımı ortalamayı gerçek değere iter” türünden cümleler gelir. Bu ifadeler, sanki hataların birbirinden haberdar olduğunu ve birbirini gördükten sonra dengeleme kararı aldığını ima eder; oysa gerçekte hataların her biri bağımsız fiziksel süreçlerin ürünüdür. Söz konusu ifadeler aslında istatistiksel bir olguyu betimler: belirli koşullar altında, yeterli sayıda bağımsız ve sıfır ortalamaya sahip rassal değişkenin ortalaması gerçek değere yakınsar. Bu, bir gözlemdir, bir failin müdahalesi değil.

Benzer bir dilsel kısayol, “hatalar Gaussian dağılım izler” ifadesinde de yer alır. Hatalar, bir rota izleme kapasitesine sahip değildir; gözlemlenen dağılım biçimi, fiziksel süreçlerin istatistiksel çıktısının tanımlayıcı bir özelliğidir. Merkezi Limit Teoremi bu çıktıyı nicel olarak karakterize eder, ancak bu da bir betim olmaktan öteye geçemez: teoremden elde edilen eşitlikler olgunun matematiksel yapısını ortaya koyar, ama olgunun neden bu yapıda olduğunu, yani bağımsız süreçlerin neden tutarlı biçimde bu yapıyı ürettiğini açıklamaz.

İndirgemeci yaklaşımın bir diğer tuzağı ise şu cümle biçiminde belirir: “doğru istatistiksel yöntemlerle hatalar kontrol altına alınabilir.” Hatalar, istatistiksel araçlarla denetlenemez; istatistiksel araçlar belirsizliği niceliksel olarak karakterize eder, ölçüm sonucunu daha yakın bir tahmin değerine götürür, ancak belirsizliği ortadan kaldırmaz. Standart hatanın ölçüm sayısına bağlı olarak küçülmesi (sx¯=s/N), bir müdahalenin değil, matematiksel bir bağıntının gereğidir. Bu bağıntının her ölçüm sisteminde geçerliliğini koruması, bütünüyle ayrı bir dikkat konusudur.

5.3 Hammadde ve Sanat Ayrımı Analizi

Bir analitik ölçüm sisteminde kullanılan fiziksel bileşenler sıralandığında — cam malzeme, elektrik devreleri, kimyasal reaktifler, dedektör kristalleri — bunların hiçbirinde “belirsizlik yönetimi” özelliği bulunmaz. Bir cam balonjoje, hacim ölçümünün belirsizliğini hesaplamaz; bir fotodedektör, elektronik gürültüsünü kendiliğinden raporlamaz. Buna karşın bu bileşenler bir analitik sisteme entegre edildiğinde, GUM çerçevesi uygulanabilir hâle gelir, hata yayılımı formülleri işe koşulabilir, Monte Carlo simülasyonları çalıştırılabilir ve nihai sonuç güven aralığıyla birlikte ifade edilebilir.

Bu analizi daha da derinleştiren bir gözlem, Gaussian dağılımın hangi koşulda ortaya çıktığına dairdir. Bireysel bileşenler yalnızca kendi fiziksel mekanizmasına göre işler; bunların tümünün etkisi bir araya geldiğinde, bir üst düzey matematiksel yapı — normal dağılım — kendiliğinden belirir. Bu ortaya çıkış, önceden programlanmış değildir; hiçbir bileşen Merkezi Limit Teoremi’ni “uygulamak” için tasarlanmamıştır. Bütünün sergilediği bu matematiksel düzen, parçaların tek tek sahip olmadığı bir özelliktir. Su molekülündeki polar çözücü özelliğinin hidrojen ve oksijen atomlarında ayrı ayrı bulunmaması gibi, analitik sistemin sergilediği istatistiksel düzenliliği de onu oluşturan fiziksel bileşenlerin hiçbirinde tek başına aramak boşunadır.


6. Sonuç

Analitik kimyada belirsiz hatalar, ölçümün epistemolojik sınırını belirler. Bunlar, sistematik olup giderilebilir hatalardan farklı olarak herhangi bir özgün etkene bağlanamaz; fiziksel dünyanın tüm karmaşıklığının ölçüm sürecine sızdığı noktadır. Gaussian dağılım, bu karmaşıklığın matematiksel bir düzene oturduğunu gösterir; hata yayılımı formülleri bu düzenin çok değişkenli sistemlerde nasıl işlediğini betimler; Monte Carlo simülasyonları ise doğrusal olmayan modellerde bile belirsizliğin bütünüyle karakterize edilebildiğini ortaya koyar.

Güncel araştırmalar, örnekleme belirsizliğinin analitik belirsizlikle birlikte ele alınmasının uygunluk değerlendirmesini köklü biçimde etkileyebildiğini, sınırlı veri setlerinde kapsama faktörü seçiminin kritik sonuçlar doğurduğunu ve çok değişkenli sistemlerde bağımsızlık varsayımının yetersiz kalabileceğini ortaya koymuştur. Tüm bu bulgular, belirsiz hatalarla başa çıkma stratejilerinin giderek daha rafine ve bağlam duyarlı biçimler kazandığını göstermektedir.

Bağımsız ve koordinesiz onlarca fiziksel etkenin bir araya gelmesiyle elde edilen matematiksel tutarlılık, bu tutarlılığın analitik sistemden sisteme tekrarlanması ve bireysel bileşenlerde ayrı ayrı bulunmayan istatistiksel özelliklerin sistemin bütününde gözlemlenmesi; tüm bu olgular, yalnızca teknik bir uzmanlık sorusu değil, aynı zamanda derin bir gözlem ve tefekkür davetiyesi olarak karşımızda durmaktadır. Deliller ışığında bu matematiksel düzenin kaynağına ve anlamına ilişkin nihai karar, okuyucunun kendi aklına ve vicdanına bırakılmaktadır.


Kaynakça

  1. Harvey, D. (2021). Analytical Chemistry 2.1. LibreTexts. §4.2: Characterizing Experimental Errors. https://chem.libretexts.org
  2. Harvey, D. (2021). Analytical Chemistry 2.1. LibreTexts. §4.2: Characterizing Experimental Errors. https://chem.libretexts.org
  3. Choudhary, A. (2024). Sources and types of errors. Pharmaguideline. https://www.pharmaguideline.com
  4. Harvey, D. (2021). Analytical Chemistry 2.1. LibreTexts. §1.3: Characterizing Experimental Errors. https://chem.libretexts.org
  5. Ellison, S., Wegscheider, W., & Williams, A. (1997). Measurement uncertainty. Analytical Chemistry, 69(15), 607A–613A.
  6. Harvey, D. (2021). Analytical Chemistry 2.1. §3.2: Characterizing Experimental Errors. LibreTexts.
  7. O’Haver, T. (2024). Simulation of error propagation in analytical calibration methods. University of Maryland. https://terpconnect.umd.edu/~toh/models/Bracket.html
  8. Stetson, P. B. (2005). Non-Gaussian error distributions. NASA/IPAC Extragalactic Database. https://ned.ipac.caltech.edu/level5/Stetson/Stetson3_2.html
  9. Palmer, M. (2023). Statistical analysis of random uncertainties. MIT Fluid Mechanics Lab. https://web.mit.edu/fluids-modules/www/exper_techniques/3.Statistical_Anal._of_Unce.pdf
  10. University of California Davis. (2023). Appendix A: Treatment of experimental errors. LibreTexts. https://chem.libretexts.org
  11. Studychem. (2024). The random errors: Theory and fundamentals. https://studychem.in/random-errors-in-chemical-analysis/
  12. Harvey, D. (2021). Analytical Chemistry 2.1. §4.3: Propagation of Uncertainty. LibreTexts.
  13. LibreTexts. (2023). Propagation of error. Supplemental Modules (Analytical Chemistry). https://chem.libretexts.org
  14. Possolo, A., Hibbert, D. B., Stohner, J., Bodnar, O., & Meija, J. (2024). A brief guide to measurement uncertainty (IUPAC Technical Report). Pure and Applied Chemistry, 96(1), 113–134. https://doi.org/10.1515/pac-2022-1203
  15. Fuentes-García, A., Jiménez-Chacón, J., & Alvarez-Prieto, M. (2024). Use of the Monte Carlo method for the estimation of measurement uncertainty in chemical analysis systems with intensive mathematical treatment. Accreditation and Quality Assurance, 29, 87–102. https://doi.org/10.1007/s00769-023-01572-9
  16. Possolo, A., Hibbert, D. B., Stohner, J., Bodnar, O., & Meija, J. (2024). A brief guide to measurement uncertainty (IUPAC Technical Report). Pure and Applied Chemistry, 96(1), 113–134. https://doi.org/10.1515/pac-2022-1203
  17. Medeiros, K. A. R., Brandão, L. P., Atilio, N. C., & de Oliveira, E. C. (2025). The importance of measurement uncertainty arising from the sampling process in conformity assessment: The case of fuel quality. Measurement (Special Collection), 5(1), 7. https://doi.org/10.3390/measurement5010007
  18. Analytical Methods Committee. (2024). Improved estimates of expanded measurement uncertainty. Analytical Methods, 16, 5482–5485. (AMCTB No. 114). https://doi.org/10.1039/D4AY90083A
  19. Sanchez, J. M. (2024). Integrating measurement uncertainty analysis into laboratory education for the development of critical thinking and practical skills. Journal of Chemical Education, 101(11), 4783–4789. https://doi.org/10.1021/acs.jchemed.4c00583
  20. Giussani, B., Gorla, G., Ezenarro, J., Riu, J., & Boqué, R. (2024). Navigating the complexity: Managing multivariate error and uncertainties in spectroscopic data modelling. TrAC Trends in Analytical Chemistry, 181, 118051. https://doi.org/10.1016/j.trac.2024.118051